Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Eğitim-Bir-Sen’in Duruşu Üzerine…

Celal Demirci, öğretmenlik meslek kanununa yönelik tepkilerden yola çıkarak Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’a seslendi:

“Sevgi emektir.” Sayın Genel Başkanım.

Sayın Genel Başkanım,

BİLSEM'lere Öğrenci Seçme Sürecinde 2 Önemli Değişiklik BİLSEM'lere Öğrenci Seçme Sürecinde 2 Önemli Değişiklik

Öğretmenlik Meslek Kanunu olarak bilinen, öğretmenlerin kariyer basamaklarında yükselmelerine yönelik uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sınavlarına ilişkin olarak sıkıntılarımız var. Öncelikle benim ve öğretmen olan eşimin yüksek lisans mezunu olduğunu ve bu nedenle sınavdan muaf tutulduğumuzu, bu çağrıyı kişisel kaygılarla yapmadığımı bilmenizi isterim. Bizler, devlet memuruyuz. Devletimize, Bakanlığımıza yönelik olarak kendimizi ifade etme konusunda bizleri belirli ölçülerde sınırlayan bir mevzuat var. Bu nedenle talep, istek, öneri, beklenti ve eleştirilerimizi; bizlerin temsilcisi durumunda olan sizlere yöneltiyoruz. Yoksa inanın size bir garezimiz yok Sayın Genel Başkanım.

Değerli Başkanım,

Sosyal medyayı, çalışmalarınızı duyurmada oldukça aktif kullanan birisiniz. Hem Memur-Sen’de hem de Eğitim-Bir-Sen’de Basın Yayından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılarınız ve geniş bir danışman kadronuz var. Bu nedenle 12 sendikanın almış olduğu “2 Kasım’da İş Bırakma” kararından, sosyal medyadaki tepkilerden ve sahadan bu yönde tepki gelen istifalarından haberdar olduğunuzu düşünüyorum.

Yıllardır bir meslek kanununa sahip olmayı bekleyen öğretmen camiası olarak hep birlikte sevinmek istiyoruz. Yukarıda açıkladığımız nedenlerle taleplerimizi temsilcimiz olarak size yöneltiyoruz. İlk defa böyle bir tepki dalgasıyla karşı karşıya olmanızın yarattığı şaşkınlığı anlayabiliyoruz. Ancak aramızdan seçip gönderdiğimiz sendikacı dostlarımızın bu konudaki tutukluğunu da anlayamıyoruz, anlamlandıramıyoruz. Sizi tanıyan birisi olarak; iyi ve düzgün bir insan olduğunuza şahitlik edebilirim. Ancak Sayın Genel Başkanım, iyi ve düzgün bir insan olmanızı iyi bir sendikal eylem ya da duruşla taçlandırmanızı bekliyoruz. 20 yıla yakın bir zamandır Eğitim-Bir-Sen üyesi olan ve burayı evi olarak gören birisi olarak 2 Kasım’da nasıl bir tavır sergilemem gerektiği konusunu düşünmeden edemiyorum. 33 yıllık öğretmen olan zümrem, benimle aynı sınıfta aynı dersi anlatırken eşit işe eşit ücret alamayacak oluşumuz; kendimi kötü hissetmeme neden olacak. 2 Kasım’da öğretmen arkadaşlarım derse girmezken benim derse girmem kendimi arkadaşlarıma karşı kötü hissetmeme neden olacak. Onlarla birlikte ders bırakma eylemi yaparsam; onların sendikaları karar aldığı için o arkadaşlarım kendini savunabilirken, ben savunmasız kalacağım. Kara kara bunu düşünüyorum. Bu konuda yalnız değilim. On binlerce Eğitim-Bir-Sen üyesi bunu düşünüyor. Öğretmen arkadaşlarımızın gözünde farklı bir duruma düşmek ve kendimizi kötü hissetmek istemiyoruz.

Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un "Kırmızı Eşarp" isimli kitabından uyarlanan 'Selvi Boylum Al Yazmalım' filminin bir sahnesinde; aklımıza çivi gibi çakılan bir söz vardı: "Sevgi emektir". Sevgi ve emeğin karşı karşıya kaldığı bir durumda seçim yapmamız gerektiğini görerek duygulanmıştık. İşte bizler de üyeleriniz olarak sevdiğimiz sendikamızla emek arasında bir ikilem yaşıyoruz. Bizi bu ikilemlerden, bu çelişkilerden kurtaracak adımları atmak sizin elinizde Sayın Başkanım.

Filmde Asya karakteri:

“Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti.

Durursam bir daha kurtulamam.

Ziyanı yok, gülüşü yeter bize.

Yüreğim kaydıysa günah mı?

Çamura saplansam yardıma gelir misin?” düşünceleri içerisinde tavrını emekten yana koyuyordu.

Şimdi biz ne yapalım, Sayın Genel Başkanım?

“Yüreğimiz emekten yana kaydı günah mı?” diyerek istifa edip sendika değiştirmekle;

Yakışıklı, karizmatik, hitabeti güçlü bir Genel Başkanımız var.

“Ziyanı yok, gülüşü yeter bize.” diyerek yerimizde durmanın ikilemine düştük. Asya’nın dediği gibi; “Çamura saplandık”. Gelin, emekle sevgiyi karşı karşıya bırakmayın. Üyeleriniz olan bizleri, bir tercihte bulunmaya zorlamayın. Sizin ve sendikamızın karar alma mekanizmalarının işlerliği konusundaki iddia ve endişelere bir son verin. Sendikaların “arka kapı politikası” dediğimiz çabaları olabilir. Buna da herkes saygı duymalıdır. Ancak, oradan bir sonuç alınamazsa sonuç ağır olabilir. Bu konuda endişeliyiz. Bu endişemizi ifade ediyoruz.

Saygı ve hürmetle Sayın Genel Başkanım.

Celal Demirci