Haftanın Filmleri 26/03/2010

Ödüllü yönetmen Ferzan Özpetek’in yönettiği ”Serseri Mayınlar/Mine Vaganti” ve Ozan Açıktan’ın yönettiği ”Çok Filim Hareketler Bunlar”’ın da arasında bulunduğu 6 yeni film bu hafta vizyona girecek.

Çok Film Hareketler Bunlar
Yönetmen: Ozan Açıktan
Oyuncular: BKM Mutfak Oyuncuları
Tür: Komedi

Ozan Açıktan’ın yönettiği ve BKM Mutfak oyuncularının oynadığı ”Çok Filim Hareketler Bunlar” Türk sinemasında daha önce denenmemiş bir anlatım dilini kullanarak, 9 ayrı öyküyü tek filme sığdırdı.

Filmde, yaz tatilinde sadece aşkın peşinde olanlar, tatile gidemeyip evde sivrisineklerle savaşanlar, sadece günübirlikçi olarak denizle buluşanlar, yazı mezuniyet balosu ile karşılamak için önce mahalleliyle uğraşanlar, yaz tatilinin en güzel hediyesi bisikletin değerini bilemeyenler, tatile uçakla gidenlerle tatili bitip okula dönerken hala ayakları yerden kesilenlerin yaz hikayeleri anlatılıyor.


Çok Film Hareketler Bunlar
Yükleyen Filmax. – Tüm sezonlar ve tüm bölümler

UZAKLARA GİDELİM (Away We Go)
Yönetmen: Sam Mendes
Oyuncular: John Kransinski, Maya Rudolph, Carmen Ejogo, Catherine O’Hara
Tür: Dram

Sam Mendes’in yönettiği ve John Krasinski, Maya Rudolph, Carmen Ejogo ile Catherine O’Hara’nın oynadığı ”Uzaklara Gidelim/Away We Go”, ilk çocuklarını bekleyen genç çift hikayesini konu alıyor.

Çocuk sahibi olacaklarını öğrenen Burt ve Verona, yerleşip, kuracakları ailenin köklerini salabilecekleri ve çocuklarını büyütebilecekleri en ideal yeri aramak için Amerika’yı dolaşırlar.

Çiftin yol boyunca yaşadıkları aksilikler ve aradıkları ”ev”i bulmaları için onlara yardım etmeye çalışan enteresan akrabalar ve eski arkadaşlar da serüvenlerine renk katıyor.

Günümüzün en yetenekli yönetmenlerinden biri olan Sam Mendes’den bekleneceği üzere senaryosunu en iyi şekilde tamamlayan bir görsellik ve etkileyici soundtrack eşliğinde gelişen film hem Amerika’nın hali üzerine zekice gözlemlerle dolu hem de komedi içeriyor.

AY (Moon)
Yönetmen: Duncan Jones
Oyuncular: Sam Rockwell, Dominique McElligott, Rosie Shaw, Kevin Spacey
Tür: Dram, bilimkurgu

Bazı filmler, mensubu olduğu türün mirasına nasıl da sahip çıkıyor ve ondan keyifle besleniyor! ‘Moon/Ay’, Duncan Jones’un ilk yönetmenlik çalışması.

Geçen sene pek çok yerde Jones’a ‘Umut veren yönetmen’ ödülünü kazandıran bu bilimkurgu, türün geleneksel ve saygın örneklerinin temalarına özgün bir yorum getiren, merak duygusunu kaşımakla birlikte söyleyecek sözü olan bir film.

Hemen kısa bir parantez açalım: Duncan Jones, aynı zamanda efsane rock şarkıcısı David Bowie’nin oğlu. Bowie de rol aldığı kısıtlı sayıdaki film ve pek çok video klibiyle bilimkurguya düşkünlüğü aşikar bir müzisyendi. Bu sayede Jones’un genlerine çok sayıda yıldız tozu işlediği sonucunu çıkarmak zor değil. Kaldı ki, 2002 tarihli kısa filmi ‘Whistle’ ile ‘Ay’dan sonraki projesi ‘Source Code’un da bilimkurgusal öğeler içerdiği düşünülürse, Jones’un bu türe baş koymuş bir sinemacı olma yolunda ilerlediğini söylemek mümkün.

Atalarının izinden gidiyor

Astronot Sam Bell, Lunar Industries şirketiyle yaptığı üç yıllık bir anlaşma gereği Dünya’nın önemli enerji kaynaklarından olan Helyum-3 keşfi için gittiği Ay’ın uzak köşesinde, yalnızlığa mahkum bir şekilde çalışmaktadır. Tek ‘dostu’ üssün bilgisayarı Gerty’dir. Karısıyla kızına kavuşmak için adeta gün saymaktadır. Halüsinasyonlar görüp hafızasını yitirmeye başlayan Sam, bir de ölümcül iş kazası geçirir. Ayıldığında karşısında tıpatıp kendisine benzeyen bir adam bulur. Daha fenası, adam esas Sam Bell’in kendisi olduğunu iddia etmektedir.

Büyük usta Stanley Kubrick’in destansı uzay operası ’2001′de, astronot Dave Bowman, uzun yolculuğunun sonunda barok bir odaya gelir. Orada hızla yaşlanır. Filmin başında tarih öncesi çağda, ardından Jüpiter’de karşısına çıkan o düzgün biçimli lahit orada da onu beklemektedir. Sonrasında uzay boşluğunda salınan bir cenin görürüz. Kubrick’in kahramanı, evren içindeki serüvenini binlerce yıl sonra uzayda tamamlamış olur. Hangi dönemde olursa olsun, insanın evren içerisinde her zaman bir varoluşu ve bu varoluştan gelen bir işlevi olacağını savlar film.

Duncan Jones’un filmi, pek çok öncülünden ödünç aldıklarıyla dikkat çekiyor. Özellikle ’2001′le öyle güçlü akrabalık bağı var ki, ‘Ay’ için bu filmin çocuğu bile diyebiliriz. ’2001′in finalini hatırlatmamızın nedeni ise ‘Ay’daki Sam’in de benzeri bir varoluş çemberine tutulmuş olması. Kuşkusuz, ‘Ay’ın finalinde söyledikleri ’2001′dekinden farklı yerlere açılıyor, düşünsel olarak ‘atası’ kadar zengin bir içeriği olmasa da, üzerinde düşünmeye değer fikirler sunuyor. Bazı sürprizleri ele vermemek için, bu faslı fazla uzatamıyoruz.

Bir bilimkurguda bir mega-şirket varsa, onun orada insanlık namına faydalı faaliyetlerde bulunmasını beklemek safdillik olur. Neredeyse bilimkurgunun şiarı olan ‘açgözlü şirket politikaları’ burada da karşımıza çıkıyor. ‘Ay’, Sam’in çalıştığı Lunar Industries’in reklamıyla başlıyor. Dünya’nın altını oyup bitirdiğimiz, insanlığın Ay’da enerji avına çıkmasından anlaşılıyor. Kore kökenli bu şirket Sam ve bilgisayar Gerty’den düzenli veri alıyor. Ancak bir süre sonra Sam’in dünya ile bağlantısının kesilmesinin arkasında şirketin olduğundan şüpheleniyoruz.

Film, esas sürprizi üssün bilgisayarı Gerty’de yapıyor. Kevin Spacey’nin tok sesiyle duyulur olan bu ‘yapay zeka’, benzer filmlerdeki gibi kontrolden çıkarak kahramanımızı arkadan hançerleyen kötücül bir güce dönüşmüyor. Filmin ilk dakikasından beri güven vermeyen Gerty, dakikalar aktıkça Sam’in gerçekleri öğrendiği yegane rehber oluyor. Sık sık ‘teknofobik’ mesajlar sergileyen bilimkurgu sineması adına yenilikçi bir adım diyebiliriz “Ay” için.

Sam Rockwell, filmin her şeyi

Filmin başrol oyuncusu Sam Rockwell için de ayrı bir paragraf ayırmalı. Karakter(ler)inin yaşadığı dönüşümü usul usul, çaktırmadan veriyor. Sam’in kendisiyle karşılaştığı anlarda her iki tipin de farklılıklarını ince jest ve mimiklerle besliyor. Filmin neredeyse her anında bulunan Rockwell’in bir buçuk saatlik gövde gösterisine dönüşüyor ‘Ay’. Filmin İngilizce afişlerindeki tanıtım cümlesi gerçekten de cuk oturuyor: “Kendinizi bulmayı beklediğiniz son yer…” Bu, bir bakıma bir adamın kendini bulmasının hüzünlü öyküsü… Ay’da…

KUTU (The Box)
Yönetmen: Richard Kelly
Oyuncular: Cameron Diaz, James Marsden, Frank Langella, Gillian Jacobs, Deborah Rush
Tür: Dram, bilimkurgu, gerilim

Richard Kelly’nin yönettiği ve Cameron Diaz, James Marsden, Frank Langella ile Gillian Jacobs’nun oynadığı ”Kutu/The Box” ahlaki değerlerle insanın doğası arasındaki ikilemi ortaya koyuyor.

Richard Matheson’ın kısa öyküsünden uyarlanan filmin konusu şöyle:

”Norma ve Arthur Lewis çiftinin hayatı bir gün kapılarına bırakılan tahta kutu içindeki hediye ile tamamen değişir. Kutu, hayatlarında geri dönüşü olmayan olaylara sebep olacaktır. Gizemli bir yabancı eğer kutunun üstündeki düğmeye basarlarsa bir milyon doların sahibi olacakları yazılı bir not iletir. Fakat düğmeye basmaları aynı zamanda hiç tanımadıkları bir insanın ölmesine sebep olacaktır.”


Kutu | The Box
Yükleyen zekirdekhaber. – Özgün ve yaratıcı web videolarını izle.

AŞKA YOLCULUK
Yönetmen: Anand Tucker
Oyuncular: Amy Adams, Matthew Goode, Adam Scott, John Lithgow
Tür: Komedi, dram

Anand Tucker’ın yönettiği ve Amy Adams, Matthew Goode, Adam Scott ile John Lithgow’un oynadığı ”Aşka Yolculuk/Leap Year” kadın erkek ilişkilerini romantik komedi tarzında aktarıyor.

Sevdiği erkekle evlenmeye kesin kararlı olan ama kaderin cilvesi sonucu başka bir erkekle tanışan genç bir kadının öyküsünü anlatan filmin konusu özetle şöyle:

”İlişkisinde evlilik teklifi almadan dördüncü yılını dolduran Anna, bu işi çözmeye kararlıdır. Kadınların erkeklere 29 Şubat tarihinde evlilik teklifi yapmasına izin veren eski bir İrlanda geleneğini keşfeden Anna, Boston’dan Dublin’e giden erkek arkadaşı Jeremy’nin izini sürmeye karar verir. 29 Şubatta evlilik teklifi yapması fikrini ise serseri ruhlu ama iyi niyetli babası Jack gündeme getirmiştir”

SERSERİ MAYINLAR (MINE VAGANTI)
Yönetmen: Ferzan Özpetek
Oyuncular: Riccardo Scamarcio, Nicole Grimaudo, Alessandro Preziosi, Lunetta Savino
Tür: Dram, komedi

Tommaso (Riccardo Scamarcio) makarna imalatı yapan zengin ve geniş bir ailenin en genç üyesidir. Cantone Ailesi o akşam fabrikanın yönetiminin Antonio’ya (Alessandro Preziosi) geçişini kutlamak için biraraya gelmiştir. Tommaso ise yemeğin sonunda ailesine gay olduğunu açıklamak niyetindedir. Tam da atmosfer uygunken ve Tommaso konuşacakken ağabeyi Antonio lafı ağzından alır; kendisinin gay olduğunu söyler. Aile üyeleri için bu açıklama büyük bir şaşkınlığa ve öfkeye neden olur. Asabi baba Vincenzo (Ennio Fantastichini), varisi olarak gördüğü Antonio’yu evden kovar, ardından da yere yığılır. Fabrikanın yönetimi Tommaso’ya kalmıştır. Partnerini ve Roma’daki yaşantısını özleyen Tommaso, babasının sağlığı tehlikedeyken ailesine kendisinin de gay olduğunu nasıl söyleyeceğini bilemez.
Sabah

Yorum yapın

Plugin from the creators of Brindes :: More at Plulz Wordpress Plugins