İş Yaşamı’ Kategorisi için Arşiv

Çağrı merkezinin okulunu açtılar

23 Haziran 2011 Yazan mclever

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi bünyesinde Türkiye’nin ilk ”Çağrı Merkezi Hizmetleri Ön Lisans Programı” açıldı.

PAYLAŞ’mak güzeldir!

AtatürkÜniversitesi ileTurkcellGlobal Bilgi ve Akademi arasında çağrı merkezi hizmetleri ön lisans programı iş birliği protokolü, AÜ Kültür ve Gösteri Merkezi’nde imzalandı.

Rektör Prof. Dr. Hikmet Koçak, Turkcell Global Bilgi İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ersin Aydın ve Turkcell Akademi Bölüm Başkanı Banu İşçi Sezen’in katılımıyla imzalanan protokol, aynı zamanda ortak araştırma ve eğitim projelerinin gerçekleştirilmesini de kapsıyor.

Aydın, imza töreninde yaptığı konuşmada, sektörel uygulamalarla ilgili ders materyallerinin tasarlanması ve e-öğrenme bileşenlerinin hazırlanması konusunda üniversiteye destek vereceklerini söyledi.

Çağrı merkezi sektörünün Türkiye’de çok genç bir sektör olmasına rağmen hızla büyüdüğünü ve bugün 40 bin kişiye istihdam sağladığını belirten Aydın, 2013 yılında ise 65 bin kişinin sektörde istihdam edileceğinin öngörüldüğüne işaret ederek, ”Dolayısıyla, sektörde kalifiye eleman ihtiyacı büyük. Bu iş birliği gençlere iş imkanı verirken, yetiştirdiği kalifiye elemanlarla sektörün ihtiyacını da karşılayacak. Biz de Turkcell Global Bilgi olarak çağrı merkezlerimizde, mezunlara ihtiyaca göre istihdamda öncelik vereceğiz. İki yıl sonra programın ilk mezunlarını verecek olmasının heyecanını şimdiden yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Üstün Özen de henüz bir yıllık geçmişine rağmen fakültelerinin, 6 programla eğitim hayatına başladığını ifade ederek, ”Fakülte bünyesinde yer alan Çağrı Merkezi Hizmetleri Önlisans Programı, ülkemizde duyulan önemli bir gereksinimi karşılamak üzere açılmıştır. Türkiye’de çağrı merkezi sektörünün yaşadığı sıkıntıların başında henüz sistemli bir mesleki eğitimin geliştirilememiş olması gelmektedir. Çağrı Merkezi Hizmetleri Önlisans Programı, kalifiye eleman yetiştirilmesi hususundaki sektörel talebin karşılanması açısından atılmış önemli bir adımdır” dedi.

Programa, 2011-2012 öğretim yılında, 500 öğrenci alınacak.

Memurları sevindirecek haber!

03 Haziran 2011 Yazan mclever

Türk demokrasi tarihinde önemli yere sahip olan 12 Eylül Anayasa referandumu ilk meyvesini verdi.

Memurlara verilen uyarı ve kınama cezalarına açılan yargı yoluna başvuran bir hemşire kınama cezasının iptalini kazandı. Böylece memurların önünde büyük engel olan kınama cezaları Anayasa değişikliğiyle son bulmuş oldu.

PAYLAŞ’mak güzeldir!

Bolu İzzet Baysal Hastanesinde görev yapan bir hemşireye idare tarafından kurumun işleyişini bozacak şekilde farklı hekimlerden raporlar alarak meslektaşlarının iş yükünü arttırdığı gerekçesiyle kınama cezası verildi. Söz konusu cezaya 21 Eylül 2010 tarihinde yapılan itirazın reddedilmesi üzerine Türk Sağlık-Sen tarafından dava açıldı.

Açılan davayı görüşen Zonguldak İdare Mahkemesi verdiği kararda, Anayasa değişikliği ile disiplin cezalarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağının hüküm altına alındığına dikkat çekti.

Kararda hemşirenin aldığı raporların doğruluğunun hakem hastane olan Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından da onaylandığı belirtildi. Mahkeme hemşirenin rapor aldığı için kınama cezası ile cezalandırılmasında ve cezaya yaptığı itirazın reddedilmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığına hükmetti. Söz konusu işlemin iptaline karar verdi.

Kınama gibi cezaların yargıya götürülmesi ile bu cezaların ne kadar keyfiyete dayandığının ortaya çıktığını belirten Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ” Kınama ve uyarı cezasına yargı yolu kapalı iken idareciler sıklıkla bu iki ceza türünü keyfiyetlerine göre uyguluyordu. Bu cezaların yargı denetimine açılması ile birlikte kazandığımız bu ilk davada bu konuda ne kadar haklı olduğumuzu göstermiştir. Rapor alan ve raporu hakem hastane tarafından onaylanan bir çalışana ceza vermenin hiçbir dayanağı yoktur. Çalışanı mağdur eden bu tür cezaların iptali için hukuki zeminde mücadeleyi sürdüreceğiz. ” dedi.

Memurları üzecek haber!

12 Ocak 2011 Yazan mclever

Torba Yasa Tasarısından Memura Şok! Komisyon görüşmeleri devam eden torba yasa tasarısından sürgün çıktı! Memura, ‘zorunlu’ göç yolu açıldı.

PAYLAŞ’mak güzeldir!


Memur, kendisi istemese de başka bir kuruma ve yere gönderilebilecek. Memurun isteği olmaksızın yapılacak bu görevlendirme 6 ay sürebilecek. Torba yasa tasarısına eklenen bir hükümle, memurlara amirlerinin ‘oluru’ ile başka bir kuruma veya ile ‘görevli olarak’ gönderilmesinin yolu açıldı.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmekte olan torba yasa tasarısının 88.maddesi ile 657. Sayılı Devlet Memurları Yasası’nın ‘kurumlar arası geçici süreyle görevlendirme’ maddesinde değişiklik yapıldı. Hürriyet’ten Aysel Alp’in haberine göre memurlar geçici görevlendirme yapmak isteyen kurumun talebi ve çalıştıkları kurumun izni ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında aşağıdaki şartlarda çalıştırılabilecekler.

a) Yurtdışında görevlendirilen güvenlik görevlileri hariç olmak üzere, memurun görevlendirileceği kurumda göreve ilişkin 4 üncü ve daha yukarı bir dereceden boş bir kadronun bulunması şarttır.

b) Geçici süreli görevlendirilen memurlar, geçici süreli olarak görevlendirildikleri kurumların mevzuatına uymakla yükümlüdür.

c) Geçici süreli olarak görevlendirilen memurlar, yurtdışında görevlendirilen güvenlik görevlileri hariç olmak üzere, aylıkları ile diğer malî ve sosyal haklarını kurumlarından alır. Bu memurların kadroları ile ilişkileri, kendi sınıf ve derecelerindeki terfi ve emeklilik hakları devam eder.

d) Geçici süreli görevlendirme süresi bir yılda altı ayı geçemez. Yurtdışında görevlendirilen güvenlik görevlileri için geçici görevlendirme süresi en çok iki yıldır; gerekli görülmesi hâlinde bu süre bir katına kadar uzatılabilir.

e) Geçici süreli görevlendirmenin, memurların mesleği ile ilgili olması şarttır.

f) Geçici süreli görevlendirmede memurun muvafakati aranır.

MEMUR İSTEMESE DE GİDECEK

Tasarının bu düzenlemesinde memurun kendi isteğiyle başka bir kuruma gidebileceğine hükmediliyor. Ancak maddenin son bölümüne eklenen fıkrayla, bu haller dışında da memurların kamu yararı ve hizmet gerekleri sebebiyle ihtiyaç duyulması halinde diğer kurum ve kuruluşlarda altı aya kadar geçici süreyle görevlendirilebileceğine hükmediliyor. Bu görevlendirme için Devlet Personal Başkanlığından uygun görüş alınması şartı konuluyor.

İşte muhalefet memurun muvaffakiyeti dışında yapılacak bu görevlendirmenin, ‘istenmeyen’ personelin başka kurum ve illere gönderilmesinin önünü açtığını ileri sürerek itiraz etti. Ancak Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, bu ististanın ‘çok önemli’ olduğunu belirterek, “Bunu özellikle istedik. Örneğin ülkenin bir bölgesinde kuş gribi var. Ama doktorlar gitmek istemiyor. Ya da kendi alanımdan örnek vereyim. Habur’da bir soruşturma yapılacak ama müfettiş gitmek istemiyor. İşte bu tür durumlar için düzenledik bu hükmü” diye konuştu.

Memura, ‘zorunlu’ görev veren fıkra ise şöyle:

“Birinci fıkrada belirtilen hâller dışında memurlar, kamu yararı ve hizmet gerekleri sebebiyle ihtiyaç duyulması hâlinde kurumlarınca, Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşü alınarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarında altı aya kadar geçici süreli olarak görevlendirilebilir.”

Meslek Liselilere kötü haber

11 Ocak 2011 Yazan mclever

‘Torba Yasa’yla meslek liselilerin stajyer maaşları düşecek. Oysa gençler çoğu zaman günde 11 saat, sağlıklıksız koşularda, iş güvencesiz çalışıyor.

PAYLAŞ’mak güzeldir!


17 yaşındaki H.A haftanın iki günü okula, dört günü işe gidiyor. Bir odadan ibaret işyerinde sağlıksız bir ortamda günde 11 saat çalışıyor, sadece yarım saat yemek molası veriyor. Ç.A ise makine işleri yapan bir firmada günde 10 saat çalışıyor. Eğitimini aldığı işi değil makinelerin temizliğini, zımparasını yapıyor. Kendi deyişiyle bir işçiden daha çok yoruluyor. Öğrencilerin staj yapıkları gün sayısı, mesai saatleri olması gerekenden çok daha ağır. Onlar gibi pek çok meslek lisesi öğrencisi ucuz işgücü olarak görülüp uzun saatler çalıştırılıyor. Yaptıkları ağır işin karşılığında 238 TL stajyer maaşı alan öğrencilerin ‘torba yasa’yla maaşları daha da düşerek 188 TL’ye inecek.

‘Torba yasa’ olarak anılan, bazı kanunlarda değişiklik öngören tasarıyla 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun “meslek eğitimi gören öğrenci, aday çırak ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin yüzde 30′undan aşağı ücret ödenmez” ifadesi yerine ‘asgari ücretin net tutarının yüzde 30′undan aşağı ücret ödenmez’ ifadesi getiriliyor. 2011 yılı asgari ücretine göre öğrenciler 238 TL yerine artık 188 TL maaş alacak. Ücretlerdeki düşüş meslek liselilerin staj yaptıkları iş yerlerindeki ağır çalışma koşullarını da yeniden gündeme getirdi.

Meslek liselerinde öğrenciler son sınıfta iki gün okula, üç gün ise alanlarındaki işletmelerde staja gidiyor. Ucuz iş gücü olarak görülen gençler, işçilerin yerine kendi alanları olmayan konularda uzun saatler çalıştırılıyor.

Staj üç gün ama…

Öğrenciler bu şartlarda ücretlerinin daha da düşmesine tepkili. İstanbul’daki bir meslek lisesinde elektronik bölümünde ses görüntü sistemleri üzerine eğitim alan 17 yaşındaki H.A isminin yazılmaması şartıyla çalıştığı kötü koşulları anlatıyor. Ufak bir elektronik şirketinde staj yapan H.A üç gün yerine dört gün çalışıyor. Yoğunluk olduğu zaman pazar günleri bile işe çağrılıyor. Ayda 50TL’lik yol parasını kendi ödüyor. H.A şöyle konuşuyor:

“Bütün iş stajyerlere bakıyor. Çalışan herkes stajyer. İş öğretecek biri var ama o da bize teknik açıdan hiçbir şey katamıyor. Biz devreleri diziyoruz. Elektronik kartların montajını yapıyoruz. Aslında okulda öğrendiğim farklı konuları da iş yerinde öğrenmek istiyorum. Ancak hep aynı şeyleri yaptırıyorlar. Sabah 09.00′da iş başı yapıyoruz. Akşam 08.00-09.00′a kadar çalışıyoruz. Yarım saat yemek molası var. Onun da saati belli değil. Çalıştığım ortam havasız, karanlık. Büyük bir oda gibi düşünün. Burada lehim de yapılıyor. Başımı bir kaldırıyorum her taraf duman. Nefessiz kalıyorum.“

Ankara İncirli Teknik Endüstri Meslek Lisesi Makine Teknolojisi Bölümü’nde okuyan Ç.A ise OSTİM Sanayi Bölgesi’nde makine işleri yapan bir firmada günde 10 saat çalışıyor. Hafta sonları işe çağrılan pek çok arkadaşının olduğunu anlatan Ç.A şöyle konuşuyor: “Aslında ürünün çizimini yapıp bilgisayar destekli CNC denen makinelere kodları girip parça çıkartmak üzerine eğitim aldım. Ancak iş yerinde makinelerin temizliğini, zımparasını yaptırıyorlar. Gelen malları taşıtıyorlar. Bir arkadaşım elini press makinesine kaptırdı. Kaza sigortası da yoktu. Normal bir işçiden daha çok yoruluyoruz.”
(Radikal)

YÖK’ten öğretim elemanlarına döner sermaye

10 Ocak 2011 Yazan mclever

Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yerini alması için üniversiteleri göreve çağıran Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), önemli yapısal değişikliklere imza atarak, döner sermaye paylarını öğretim üyelerinin lehine değiştirdi.

PAYLAŞ’mak güzeldir!


YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi yönünde altyapı için gerekli olan düzenlemeler yaptıklarını belirterek, yaptıkları yapısal değişikliklerle önemli adımlar attıklarını bildirdi.

Prof. Dr. Özcan, bir programa katılmak için geldiği Konya’da, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de üniversite-sanayi işbirliğinin bugüne kadar istenilen düzeyde gerçekleşmediğini belirterek, bunun başlıca nedenlerinden birinin yapısal sorunlar olduğunu söyledi.

Bu yapısal nedenlerin başında öğretim üyelerinin sanayiyle işbirliğini yaptığı takdirde ödüllendirilmemesi sorunu olduğuna işaret eden YÖK Başkanı Özcan, şunları kaydetti:

”Eğer siz öğretim üyelerini sanayiyle işbirliği yaptığı takdirde ödüllendirmezseniz, onlara yaptıkları işin karşılığını yeteri kadar vermezseniz, bu işe çok istekli olmazlar. Biz önce onu değiştirmeye çalıştık. Yaptığımız bir değişiklikle döner sermaye paylarını öğretim üyelerinin lehine değiştirdik.

Önceden yüzde 35-65 gibi bir oran vardı. Yüzde 35′i hoca alır, yüzde 65′i devlete giderdi. Hocaya verilen yüzde 35′lik kısmın 10-12′lik kısmı vergiye giderdi. Hocanın eline yüzde 22-23 gibi bir miktar geçerdi. Bir hoca 100 liralık bir iş yapıyor, 22-23 lirasını alıyordu. Bu teşvik edici bir unsur değildi ve bütün hocalar bu nedenden dolayı sanayiye çıkmamaya, iş yapmamaya kararlıydı. Şimdi bu oran yüzde 15-85 olarak değiştirildi. Devlet yüzde 15′ini alacak, yüzde 85′i hocaya gidecek, yüzde 15′i bunun vergiye gitse yüzde 70 gibi büyük bir miktar hocanın eline kalacak. Hoca dışarıda 100 liralık bir iş yapsa 70 liralık parayı kendisi kazanmış olacak. Bu teşvik unsurudur.”

-”SANAYİ TECRÜBESİNİ ŞART KOŞMAMIZ LAZIM”-

Almanya’daki ünevirsite-sanayi işbirliğinin örnek teşkil ettiğini ve bunun temelinde üniversitelerde görevli mühendislerin mesleki yaşamlarında en az 5 yıllık sanayi tecrübesine sahip olmalarının yattığını anlatan Özcan, sözlerine şöyle devam etti:

”Bizim üniversitelerimizde en büyük eksiklik budur. Bu işbirliğini etkiliyor. Eğer bir öğretim üyesi yeni bir mamulün pazara sürülmesinde, onun planlanmasında, üretilmesinde, pazara çıkışı süresince çekilecek olan problemleri, endişeleri, psikolojik sorunları hissedemiyorsa, o heyecanı duyamıyorsa hiç bir zaman sanayiye yardım etmeyecektir. Ancak, bunları kendi içinde hissederse, sanki kendisi yapıyormuş gibi, kendisi bu malı üretip pazara sunuyormuş gibi o süreçlerin hepsinde empati duyabilirse, o zaman yapabilir.”

Üniversitelere bu konuda önemli görevler düştüğünü YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, ”Üniversitelere özellikle mühendislik bölümlerine elaman alırken sanayi tecrübesini şart koşmamız lazım. Eğer böyle bir tecrübeyi şart koşarsak, sanayiyi bilen öğretim üyeleriyle sanayi işbirliği yapmak çok daha kolay olacaktır. Onu düşünüyoruz” diye konuştu.

Mesleki ve teknik eğitimdeki sorunları yeniden yapılandırarak düzelttiklerini kaydeden Özcan, şöyle devam etti:

”Sanayicilerin ara elaman dediği, bizim de teknik eleman dediğimiz elamanların yetişmesi için güzel hükümler var. O hükümler, ihtiyacımız olan insanları istenilen niteliklerde kazandığımız zaman sanayide işler iyi gidecek, bu işbirliği de mükemmel bir şekilde çalışacaktır diye düşünüyoruz. Ama biraz daha zamanımız var ama hemen sonuç beklemeyin.”

Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yerini alması hedefinin önemli olduğuna dikkat çeken Özcan, ülkemizin bu hedefini yakalamasında üniversitelerin öneminin büyük olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Özcan, üniversitelerin vizyonlarında bir değişiklik yapıp, içinde bulundukları ülkenin ekonomisine katkı yapmaları, ülkede yaşayan insanların hayat standardını yükselterek, bilgi temelli ekonomiye geçişte üzerlerine düşeni yapması gerektiğini vurguladı.

YÖK Başkanı Özcan, artık ülkenin sorunlarıyla ilgilenen üniversiteler görmek istediklerini de vurgulayarak, bu konuda başarılı olmaya başladıklarını da sözlerine ekledi.

AA

2011′de en az 1 milyon kişiye iş imkanı!

02 Ocak 2011 Yazan admin

Dünyada dev şirketler işçi çıkarırken, 2010′da 953 bin kişiyi işe alan özel sektör, yeni yıl için de benzer hedef koydu. Kamunun alacağı 120 bin kişi de dahil 2011′de en az 1 milyon işsize iş kapısı açılacak. Kurumların tam listesi;

Krizde Avupa’dan ayrışarak en sağlam ekonomilerden biri haline gelen Türkiye, aynı başarıyı istihdamda da sağlamaya hazırlanıyor. Bu başarının öncüsü ise 2010’da olduğu gibi yeni yılda da özel sektör olacak.

PAYLAŞ’mak güzeldir!

Geçen yıl eylül itibariyle toplam 953 bin kişiye istihdam yaratarak işsizlik oranını 11.3’e çeken Türkiye’de, 2011’de de en az 1 milyon kişinin iş bulması bekleniyor. Başta kamu olmak üzere özel sektör şirketlerinin bütçe oluştururken koyduğu hedefler de bu projeksiyonu doğruluyor.

Kamunun bu yıl 120 bin eleman alması öngörülürken, Meclis’te görüşülen Torba Yasa’daki teşvikler ise en az 200 bin kişiye iş olarak yansıyacak. İstihdamda 2011’in öncüsü yine perakende olacak. Sadece AVM ve cadde mağazalarında 150 bin kişi işbaşı yapacak.

2010’DAKİ HEDEFLER YAKALANACAK
2011’in stratejilerini belirleyen bankalar da şubeleşme planlarına paralel 10 bine kişiyi işe almaya hazırlanıyor. 2010 yılında 6 bin yeni istihdam hedefine ulaşan Migros, 2011’de de istihdamda benzer büyüme rakamını hedefliyor. 73 bin kişinin çalıştığı Koç Holding, geçen yıl 5 bin yeni istihdam sağlarken, benzer rakamı bu yıl da hedef olarak koydu. Geçen yıl 3 binden fazla kişiye iş veren ve toplam çalışan sayısını 55 bine ulaştıran Sabancı Holding’in Akbank ve Teknosa da dahil bu yılki hedefi de toplam en az 3 bin eleman almak. Limak Holding de 2010’da bin kişiye iş verdi. Limak’ın patronu Nihat Özdemir “Maşallah işler iyi gitti. Daha fazla insana iş yaratma fırsatı bulduk. 2011’de de en az bin kişiye iş yaratacağız” derken, geçen yıl binden fazla yeni eleman alarak 25 bin çalışana ulaşan Zorlu’nun yanı sıra Türk Telekom, THY ve Anadolu Grubu 2010’daki istihdam hedeflerini bu yıl da yakalamayı planlıyor. Geçen yıl Telekom 2 bin 600 kişiye, THY kabin ve kokpit dahil 2 bin kişiye, Anadolu Grubu da bin kişiye istihdam sağlamıştı.

2011’de hangi banka kaç personel alacak?

Banka adı Yeni şube Yeni personel

Abank 15 210

Akbank 50 1000

A&T Bank 3 40

Denizbank 80 1300

Eurobank Tekfen 7 43

Finansbank 50 850

Garanti 50 1000

İş Bankası 67 1000

Ziraat Bankası* – 2500

Yapı Kredi 60 900

Vakıfbank* – 1000

T Bank – 150

TOPLAM 382 9993

* Ziraat Bankası, Vakıfbank ve TBank yeni şube sayısını belirtmedi. Yapı Kredi ve İş Bankası’nın yeni personel alımı şube başına ortalama 15 kişi hesabı üzerinden yapılmıştır.

Kamuda 26 bin engelliye kadro
Özürlüler İdaresi Başkanı Bekir Köksal, yeni yılda boş bulunan 26 bin 625 engelli memur kadrosunun doldurulacağını bildirdi. Köksal, engellilerin istihdamına ilişkin sorunların çözümü için kamu kurum ve kuruluşlarının, işverenlerin farkındalığının artırılması gerektiğini vurguladı. Halen ‘kurumları bünyesinde engelli personelin çalışamayacağını’ söyleyen kamu kurumları bulunduğunu ifade eden Köksal, açık bulunan 26 bin 625 kadronun, yaklaşık 10 bininin Milli Eğitim Bakanlığı’nda, 6 bin 900’ünün Emniyet Genel Müdürlüğü’nde, 2 bin 800’ünün Sağlık Bakanlığı’nda, bin 600’ünün Diyanet’te, bin 600’ünün Adalet Bakanlığı’nda ve 800’ü Tarım Bakanlığı’nda, geri kalanının da diğer kurumlarda bulunduğunu söyledi. Köksal, yeni yılda işverenlerin engellilere bakış açısındaki zihin değişikliğini sağlamak için projeler üreteceklerini sözlerine ekledi.

Bankalar 10 bin kişiye iş verecek
İstihdam rüzgarından bankalar da nasibini alacak. Türk bankacılık sisteminde yaklaşık 170 bini bulan banka çalışanına, gelecek yıl 10 bin kişi daha eklenecek. 2011’in stratejilerini belirleyen 12 banka, şubeleşme planlarına paralel olarak 9 bin 993 kişiyi işe alacak. Geçen yıl Ziraat Bankası 2 bin 500 kişiyi, Yapı Kredi bin 200 kişiyi, İş Bankası bin 600, Finansbank bin 500, Vakıfbank 900 kişiyi işe aldı. Denizbank 800’ün üzerinde kişiyi bünyesine katarken 2011 yılında da bin 300 kişiyi işe alma planları yapıyor. Garanti Bankası ise 2010’da bin 300’e yakın kişiyi işe aldı, bu yıl da binin üzerinde kişiye istihdam yaratma hedefi koydu.

Turkcell Global Bilgi’ye istihdama katkı ödülü
• Turkcell Global Bilgi ‘Diyarbakır’a en çok istihdam sağlayan şirket’ seçilerek bir plaketle ödüllendirildi. ‘Diyarbakır İş Dünyası’ ödül töreninde plaketini Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün elinden alan Turkcell Global Bilgi Genel Müdürü Bahadır Pekkan, 2008’de kurdukları Diyarbakır Çağrı Merkezi’nde şu an 650 kişinin çalıştığını anlattı.
Star

Kalifiye eleman sıkıntısına çözüm

19 Aralık 2010 Yazan mclever

Endüstri meslek liseleri özel sektöre devredecek. Bu amaçla pilot proje başlatıldı.
Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Birol Aydemir, endüstri meslek liselerini özel sektöre devredeceklerini açıkladı.

PAYLAŞ’mak güzeldir!


Pilot projeyi başlattıklarını belirten Aydemir, sanayicinin yönetimine gireceği bu okullarda doğrudan ihtiyaç duyulan vasıfta eleman yetiştirileceğini söyledi. Bu yolla önümüzdeki 5 yıl içinde 900 bin kişinin iş sahibi olmasını hedeflediklerini kaydeden Aydemir, okullarda, Milli Eğitim, sanayi ve ticaret odası ile Çalışma Bakanlığı’nın olduğu üçlü bir yönetim modeli oluşturulacağını vurguladı.

Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Birol Aydemir, “Meslek liselerindeki teçhizatın yenilenmesi ve okul saatinden sonra sanayi ve ticaret odalarının açacağı kurslara; meslek liselerinin işverene, özel sektöre devri için pilot proje olarak bakıyoruz.” diye konuştu.

Koç Üniversitesi ve TÜSİAD’ın kurduğu Ekonomik Araştırma Forumu’nda konuşan Müsteşar Aydemir, istihdamın artırılması için aldıkları tedbirleri anlattı. Aydemir’in açıklamasına göre bu amaçla 111 endüstri meslek ve teknik lisedeki demode olmuş, günümüz işletmelerinde kullanılmayan eski teçhizat, halihazırda kullanılanlarıyla değiştirildi. Bu aydan itibaren bu 111 meslek lisesindeki 6 bin öğretmene, yeni teçhizatlar konusunda eğitim verilmeye başlanacak. Meslek liselerinde ders bitim saatinden sonra yeni teçhizatlarla 3-4 ay sürecek sanayi ara eleman yetiştirme kursları başlayacak. Bu kursu bitirenler 3 ay fabrikalarda staj yapacak. Kurslar yüzde 90 iş garantili olacak. Çünkü Çalışma Bakanlığı ve o ildeki sanayi ve ticaret odası, okul idaresiyle birlikte kursun yönetiminde olacak. Doğrudan sanayicinin ihtiyaç duyduğu ara eleman bu kurslarda yetiştirilecek ve işe yerleştirilecek.

Okullardaki teçhizatı yenileyen, meslek lisesi öğretmenlerini eğitmeye başlayan ve meslek liselerindeki kursun tüm masraflarını karşılayacak olan kurum Çalışma Bakanlığı. Masraflar işsizlik fonunda biriken paradan karşılanacak. Aydemir, “Devletin artık meslek liselerinden çıkması lazım. Sanayici ‘Aradığım elemanı bulamıyorum.’ diyor. Bu projeyle sanayici aradığı elemanı meslek lisesinde yetiştirecek. Her yıl 200 bin kişinin kurs göreceği ve 5 yıl sürecek proje sonunda 1 milyon kişi iş sahibi olabilecek. Kursu bitiren sınava tabi tutulacak. Fireler dışında bu projenin yüzde 90 istihdama dönüşmesini ve 900 bin kişinin ara eleman olarak sanayide işe başlamasını hedefliyoruz.” dedi.

İstihdam ve ülke ekonomisinin en büyük düşmanının kayıt dışılık olduğunu vurgulayan Müsteşar Aydemir, yeni yıldan itibaren işletmelerin kullandığı su, elektrik ve doğalgaz faturalarına bakarak kayıtsız işçi çalıştıran şirketleri ortaya çıkaracaklarını söyledi.

190 kadar ulusal meslek standardı olacağını belirten Aydemir, bunlardan 127′sinin tanımlandığını kaydetti. 19 ilde sanayi ve ticaret odalarına işgücü piyasası analizi yaptırdıklarını anlatan Aydemir, bu uygulamanın 81 şehre yayılacağını ve bundan sonra meslek kurslarının bu ihtiyaç doğrultusunda açılacağını vurguladı. Aydemir halihazırdaki durumu ise, “Türkiye’de meslek yüksekokulu mezunlarının sayısını dahi bilen yok. Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’ni hazırlarken bunu fark ettik. YÖK bunu belirleme çalışması başlattı.” dedi. Meclis’teki ‘torba yasa’ içinde yer alan ve alt komisyonda görüşülmeye başlayan çalışma hayatını düzenleyen tasarının mimarı, 20 yıl DPT’de çalıştıktan sonra 17 aydır Çalışma Bakanlığı Müsteşarlığı koltuğunda oturan Birol Aydemir. Tasarıda yeni işe alınan kişilerin 54 aya kadar olan primini devletin ödemesi, işi devam edenlerin yeni alacağı sertifika karşılığı 1 yıllık primini devletin ödemesi gibi istihdamı özendirici teşvikler yer alıyor. Önceden teşvikler asgari ücretten hesaplandığı için devlete yine 38 liralık katkı geldiğini belirten Aydemir, bu duruma da son verdiklerini kaydetti.

Tasarıyı hazırlarken çok zorlandıklarını belirten Aydemir, “ILO ve Avrupa standardında düzenlemelere hem işçi sendikaları hem de işveren karşı çıkıyor. Kimse mevcut durumun değişmesini istemiyor. Müsteşarlıkta 17 ayım bitti, ben artık Türkiye’de uzlaşarak bir şey yapılabileceğine inanmıyorum.” dedi. ‘Bu işyerinde asgari ücret uygulanmaktadır’ levhasının, geçmişte bazı işyerlerinde asgari ücret uygulaması olmadığı dönemden kaldığını, günümüzde ise asgari ücretten düşük ücret olmadığını hatırlatan Aydemir, bu levhanın asılma mecburiyetini dahi kaldıramadıklarını söyledi.

ÖSYM sözleşmeli personel alıyor – Bilişim Alanında

14 Aralık 2010 Yazan mclever

ÖSYM BAŞKANLIĞI – SÖZLEŞMELİ BİLİŞİM PERSONELİ GİRİŞ SINAVI DUYURUSU

PAYLAŞ’mak güzeldir!


BAŞVURU FORMU İÇİN TIKLAYINIZ


31/12/2008 tarih ve 27097 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Büyük Ölçekli Bilgi İşlem Birimlerinde Sözleşmeli Bilişim Personeli İstihdamına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik” gereğince;

Başkanlığımız Bilgi İşlem Müdürlüğü emrinde istihdam edilmek üzere, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek altıncı maddesinde ve bu maddeye dayanılarak yayımlanan “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Büyük Ölçekli Bilgi İşlem Birimlerinde Sözleşmeli Bilişim Personeli istihdamına ilişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin” sekizinci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, KPSSP3 puanının yüzde yirmisi ile yabancı dil puanının yüzde sekseninin toplamı esas alınarak yapılacak sıralamaya göre en yüksek puanlıdan başlanarak sözleşmeli bilişim personeli pozisyonunun on (10) katı aday arasından, Başkanlığımız tarafından gerçekleştirilecek sözlü sınav başarı sırasına göre yapılacak yerleştirme ile 4 adet sözleşmeli bilişim personeli alınacaktır.

I. BAŞVURU ŞARTLARI
A. GENEL ŞARTLAR; (NİTELİKLER)

a) Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde yazılı genel koşulları taşımak,
b) Fakültelerin dört yıllık bilgisayar mühendisliği, yazılım mühendisliği, elektrik mühendisliği, elektronik mühendisliği, elektrik ve elektronik mühendisliği ve endüstri mühendisliği bölümlerinden ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak,
c) (b) bendinde belirtilenler dışında kalan dört yıllık eğitim veren fakültelerin mühendislik bölümlerinden, fen-edebiyat, eğitim ve eğitim bilimleri fakültelerinin, bilgisayar ve teknoloji üzerine eğitim veren bölümleri ile istatistik, matematik ve fizik bölümlerinden ya da bunlara
denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yurt dışındaki yüksek öğretim kurumlarından mezun olmak,
d) Yazılım, yazılım tasarımı ve geliştirilmesi ile bu sürecin yönetimi konusunda veya büyük ölçekli ağ sistemlerinin kurulumu ve yönetimi konusunda en az 5 yıllık mesleki tecrübeye sahip bulunmak, (Mesleki tecrübenin belirlenmesinde; bilişim personeli olarak 657 sayılı
Kanuna tabi kadrolu veya aynı Kanunun 4′üncü maddesinin (B) bendi ya da 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi sözleşmeli statüdeki hizmetler ile özel kesimde sosyal güvenlik kurumlarına prim ödenmek suretiyle işçi statüsünde bilişim personeli olarak geçtiği
belgelenen hizmet süreleri dikkate alınır),
e) (b) bendinde yer alan bölümlerden mezun olanların asgari seksen, (c) bendinde yer alan bölümlerden mezun olanların asgari yetmiş yabancı dil puanına sahip bulunması,
f) Bilgisayar çevre birimlerinin donanımı ve kurulan ağ yönetimi güvenliği hakkında bilgi sahibi olmaları kaydıyla güncel programlama dillerinden en az ikisini bildiğini belgelemek,
g) (c) bendinde belirtilen niteliklere haiz başvuru bulunmaması halinde, kurumsal ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak (b) bendinde sayılan bölümlerden mezun olanlardan yabancı dil puanları 70 ila 80 arasında olanlar hakkında (c) bendinde yer alanlar için belirlenen esaslar uygulanır.

II-ISTENİLEN BELGELER-BAŞVURU ŞEKLİ-YERİ-TARİHİ
1) Başvuru formu,
2) Bitirdiği okul diploması ya da okul çıkış belgesinin aslı veya noter onaylı sureti,
Başkanlığımızın www.osym.gov.tr sitesinde bulunan başvuru formunu eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurduktan sonra formda belirtilen belgelerle beraber 20/12/2010 – 31/12/2010 tarihleri arasında Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı
Bilkent/Ankara adresine şahsen veya son başvuru tarihinde Başkanlığımızda ulaşacak şekilde posta ile yapılması gerekmektedir.Son başvuru tarihi 31.12.2010 saat 17.30’dur, Postadaki gecikmeler ve diğer sebeplerle bu tarihten sonra başvuranlar ile eksik belge ibraz edenlerin başvuruları kabul edilmeyecektir.

III- BAŞVURU SONUÇLARININ DUYURULMASI
Başvuruların incelenmesi sonucunda geçerli başvuruda bulunan adayların, 2010- KPSSP3 (B) Grubu puanının yüzde yirmisi ile yabancı dil puanının yüzde sekseninin toplamı esas alınarak yapılacak sıralamaya göre sözlü sınava girecek adayların listesi, sınav yeri ve tarihi 10.01.2011 tarihinde http://www.osym.gov.tr sitesinde ilân edilecektir.

IV- DEĞERLENDİRME
Sözlü sınavda başarılı olmak için 100 tam puan üzerinden en az 70 tam puan alınması zorunludur. Adaylar nihai başarı derecelerine göre sıralamaya tabi tutulacak ve kontenjan sayısı kadar aday alınacaktır.

V-SÖZLÜ SINAV KONULARI
1- Yazılım Mühendisliği,
2- Proje Yönetimi,
3- Veritabanı yönetim sistemleri,
4- SQL,
5- Programlama Dilleri (Java, Delphi yada C++),
6- Bilgisayar Ağları,
7- Bilgi Güvenliği,
8- İşletim Sistemleri ve Paket Programlar,
9- Takım çalışması,
10- Pozisyonla ilgili diğer konular.
Sözlü sınavda adaylara yukarıda belirtilen konuların en az 3’ ünden kura usulüyle seçilecek sorular sorulacaktır.Yapılan sözlü sınav sonuçları sınavın bitiminden itibaren üç gün içerisinde http://www.osym.gov.tr sitesinde ilan edilecektir.Ayrıntılı bilgi için linki tıklayınız…

VI-ÜCRETİ
Bilişim yöneticisi tam zamanlı brüt 5.534.-TL,
Sistem ve Veritabanı Yöneticisi tam zamanlı brüt 4.150.-TL,
Yazılım Mühendisi tam zamanlı brüt 4.150.-TL, olarak ücretlendirilecektir.
Kamuoyuna duyurulur.

Ermeni Dili Bölümüne Hoca Çözümü

13 Aralık 2010 Yazan mclever

Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Hakkı Yılmaz, üniversite bünyesinde kurulan Fen Edebiyat Fakültesine Ermeni dili ve edebiyatı bölümü açmayı düşündüklerini ve bu bölüm için de hocaları Ermenistan’dan getirmeyi amaçladıklarını söyledi.

Türkiye’nin Ermenistan sınırındaki illerinden biri olan ve iki ülke arasındaki geçiş noktası Alican Sınır Kapısı’nı barındıran Iğdır’da, 2008 yılında açılan üniversitesinin Rektörü Prof. Dr. Yılmaz, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Üniversite bünyesinde kurulan ve gelecek yıldan itibaren öğrenci almaya başlayacak Fen Edebiyat Fakültesi bünyesinde yabancı diller bölümü düşündüklerini bildiren Rektör Yılmaz, bölüm içinde Fars dili ve edebiyatı, Rus dili ve edebiyatı, Ermeni dili ve edebiyatı ile Türki Cumhuriyetlerin dilleri konusunda programlar düşündüklerini söyledi.

”Neden Ermenice?” sorusunu yanıtlayan Yılmaz, ”Türkiye’de Ermeni dili ve edebiyatına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ermeni dili ve edebiyatıyla ilgili çok fazla bölüm yok üniversitelerde. Biz burada Ermenistan’a sınırız. Hoca da bulabiliriz, onlardan da yararlanabiliriz. Türkiye’nin bu ihtiyacını karşılamış oluruz” diye konuştu.

AA muhabirinin ”Ermeni hocalar mı getireceksiniz?” sorusuna ise Yılmaz, ”Dil öğrenmek amacıyla geçici süre sözleşmeli Ermenice bilen hocalardan yararlanabiliriz. Bu Nahçıvan’dan da olabilir, Ermenistan’dan da olabilir. Yeter ki dili bilsin ve öğretsin, o dili biliyor ve öğretebiliyorsa her yerden getirebiliriz” ifadelerini kullandı.

-”ALİCAN KAPISININ AÇIK OLMASINI İSTERİZ”

Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokollere ve iki ülke arasındaki Alican Sınır Kapısı’nın son durumuna da değinen Prof. Dr. Yılmaz, üniversite olarak kendilerinin iki ülke arasındaki tek kara geçişi olan Alican Sınır Kapısı’nın açık olmasını istediklerini kaydetti.

Konunun Türkiye’nin dış politikasıyla ilgili olduğunu ve Karabağ sorununun Türkiye açısından da önem arz ettiğinin altını çizen Yılmaz, Türkiye’nin Azerbaycan’a ulaşmak için İran’dan dolaşmak zorunda kaldığını belirtti. Yılmaz, Karabağ sorunu nedeniyle sınır kapısının açılmasının ”beklemeye alındığını” kaydetti.

-”TÜRKİYE’NİN İLK CAFERİLİK DERSİNİ BİZ KOYDUK”-

Üniversite bünyesindeki İlahiyat Fakültesine Azerbaycan’dan Caferi bir hoca getirdiklerini söyleyen Rektör Yılmaz, ”Bu hocamızın gelmesiyle birlikte fakültemizde Caferilikle ilgili dersler koyduk. Caferi olan bir öğrenci İlahiyat Fakültemize geldiğinde kendi mezhebiyle ilgili dersleri yine Caferi olan bir hocadan alabilecek. Bu ilahiyat fakülteleri için bir ilktir. Bu Türkiye’de bir ilktir, diğer ilahiyat fakültelerinde yok böyle bir uygulama, sadece Caferilik mezhebiyle ilgili bir ders olduğunu düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, üniversitede ayrıca Caferilik Araştırma Merkezi de kurduklarını söyledi.

”Buraya İlahiyat Fakültesinin kurulmasının amacı kesinlikle buradaki Caferileri Sunnileştirmek değil” diyen Yılmaz, amaçlarının daha iyi dini bir eğitim vermek olduğunu kaydetti.

-BAŞBAKAN ERDOĞAN’IN REKTÖRLERLE TOPLANTISI-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile rektörler arasında son iki haftadır yapılan toplantılarla ilgili olarak da değerlendirmelerde bulunan Rektör Yılmaz, üniversitelerin özgür olması gerektiğini, insanların özgürlüğünün kısıtlanması durumunda, bilimsel faaliyetlerin de sekteye uğrayacağını ifade etti.

Prof. Dr. Yılmaz, Iğdır Üniversitesi bünyesinde kılık kıyafet konusunda bir kısıtlamanın bulunmadığını, tanınabilirliği sağladığı sürece öğrencilerin istedikleri kıyafetle okula gelebildiklerini söyledi.

Rektör Yılmaz, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasıyla, başörtüsünün liselere ve ilköğretime de yayılacağı yönündeki endişelere katılmadığını belirterek, ”Bence çok abartılı bir yorum. Türkiye’de öyle bir talep olduğunu da düşünmüyorum” dedi.

Yılmaz, Başbakan ile yapılan toplantıda ayrıca yeni YÖK yasasının da gündeme geldiğini, yeni anayasayla birlikte YÖK’ün yetkilerinin azaltılarak, daha demokratik ve özerk bir üniversite amaçlandığını bildirdi.

Yılmaz, şu anda tüm rektörlerin mevcut durumdan şikayetçi olduğunu ve bütçe sıkıntısı yaşadığını ifade etti.

AA

Maaşlarda oynama var!

03 Aralık 2010 Yazan mclever

Torba Kanun’da prim ve vergi affından başka çok sayıda değişiklik de var. 2008’de yürürlüğe giren kanundaki hatalar telafi edilmeye başlanmış ama kötü değişiklikler de mevcut.

Bunlardan biri de asgari ücretin 16 yaşından değil, 18 yaşından küçükler ve büyükler diye değiştirilmesi. Bu, 16 ve 17 yaşındaki yaklaşık 250 bin çalışanın daha çok prim ödeyeceği için maaşları düşecek demek.

Bundan sonra yapılacak düzenlemeyle asgari ücret “16 yaşından küçükler ve büyükler” diye değil, “18 yaşından küçükler ve büyükler” diye değiştirilecektir. Tasarıdaki maddeyle getirilen değişiklikle halen 16 yaşından büyükler 760.5 lira brüt ve 544 lira net ücret, 16 yaşından küçükler ise 648 lira brüt ve 464 lira net ücret alırken, bundan sonra 18 yaşından büyüklere 544 net, küçüklere 464 lira verilecek. Yani, asgari ücret 16 değil 18 yaş altına göre belli edilecek. 16 ve 17 yaşında olanlar artık ayda 80 lira daha az ücret alacaklar. Yakında asgari ücreti 16 yaşından küçükler-büyükler değil de 18 yaşından küçükler-büyükler diye ayıracaklar. Bu gelişmeyle, 16 ve 17 yaşındaki gençlerin ücretleri ayda 80 lira azalacak. Asgari ücretle değişiklik daha gündeme gelmeden SGK şimdiden bunu uygulamaya başlamış. 16 ve 17 yaşındaki gençler şimdiden daha çok SGK primi ödeyecekler.

250 BİN ÇIRAĞIN DA MAAŞI DÜŞECEK
Torba Kanun ile ayrıca asgari ücrette yaş kademesi değiştirilince çırak statüsünde çalışan yaklaşık 250 bin işçinin de maaşı düşecek. Çırak olarak çalışanlar halen brüt asgari ücretin yüzde 30′unu, yani 229 lira alarak çalışıyorlar. Yeni kanunla çırakların maaşı 178 liraya düşürülüyor. Yani maaşları zaten düşük olan çırakların geliri 51 lira daha azalmış olacak. SSK’LI OLANIN TARIM SİGORTASI SONA ERECEK “Tarım Bağ-Kur’lu olanlar, SSK’lı işe girerlerse Tarım Bağ-Kur sona erer, SSK çalışması bitince otomatik Tarım Bağ-Kur başlatılır” denilerek reformun hataları düzeltiliyor.

30 GÜNDEN AZ ÇALIŞANLARA BORÇLANMA HAKKI
29’uncu maddeyle, ayda 30 günden az olarak işverenlerince SGK’ya bildirilen işçiler 30 günden eksik kalan sürelerini isterlerse isteğe bağlı kapsamında her ay veya sonradan borçlanma suretiyle ödeyebilecekler. Borçlanma süreleri de SSK’lı gibi değerlendirilecek; şu anda ödedikleri zaman Bağ-Kur’a sayılıyordu. Yerinde bir düzenleme, reformun hataları düzeltiliyor. Ayrıca, ayda 30 günden az olarak işverenlerince SGK’ya bildirilen işçiler, 30 günden eksik kalan sürelerini isterlerse isteğe bağlı kapsamında her ay ödemeleri halinde SSK’lı gibi değerlendirilecek; zira şu anda ödedikleri zaman Bağ-Kur’a sayılıyordu. Buna ilaveten, ayda 30 günden az SGK’ya bildirilenler, isterlerse İŞKUR’a işsizlik sigortası primini de her ay ödeyebilecekler.

TOPLULUK SİGORTALILAR BAĞ-KUR’DAN KURTULDU
Eski topluluk sigortalılarına 01.10.2008 gününden beri yapılan eziyete son veriliyor. Ülkemizle sosyal güvenlik sözleşmesi akdetmemiş ülkelere götürülen Türk işçileri için işverenler, sadece kısa vadeli (iş kazası-meslek hastalığı) ile GSS primi ödüyorlar, bu işçilerin uzun vadeli yani emeklilik primlerini ödemiyorlardı. İsteyen işçi, emeklilik primini kendi cebinden isteğe bağlı olarak ödüyordu ama ödediği isteğe bağlı primler SSK’ya değil Bağ-Kur’a sayılıyordu. Yani bize Sosyal Güvenlik Reformu olarak sunulan reformla yurtdışına götürülen işçiler, ameleler hem emeklilik primlerini kendi ceplerinden ödemek zorunda bırakılmıştı hem de kendi ceplerinden ödedikleri emeklilik primleri Bağ-Kur’a ödenmiş sayıldığından daha geç ve daha az emekli aylığı ile emekli olacaklardı. Yapılan yarım düzenlemeyle işçiler, emeklilik primlerini yine kendi ceplerinden ödemeye devam edecekler ama ödedikleri primler SSK’ya sayılmaya başlanacak.

ÇIRAK VE STAJYERLER İLE KURSİYERLERE SAĞLIK YARDIMI
24’üncü madde ile yapılan değişiklikle; SGK, çırak ve stajyerlere GSS kapsamında sağlık yardımı vermiyordu. Bu konuda çok sayıda eleştiri alıyordu, yapılan düzenlemeyle çırak ve stajyer olarak prim ödeyenlere de artık sağlık yardımı verilecek. İŞKUR eğitimine katılarak adlarına İŞKUR tarafından prim ödenenlere de SGK, GSS kapsamında sağlık yardımı vermiyordu. Bu konuda çok sayıda eleştiri alıyordu, yapılan düzenlemeyle bu kesime de artık sağlık yardımı verilecek.

65 YAŞINDAN BÜYÜKLER DE KAPSAMDAN ÇIKARILIYOR
25’inci madde ile yapılan düzenlemeyle 5510 Sayılı Kanun ile 01.10.2008 gününden beri; eski adıyla Tarım Bağ-Kur ve Tarım SSK’lılardan aylık gelirleri asgari ücretten az olanlar sosyal güvenlik kapsamı dışında tutulmuştu. Şimdi bunlara bir de 65 yaşından büyük olanlar eklenmiş oldu. Artık, 1.10.2008 gününden beri kendilerinden emeklilik primi istenmeyen (ama 01.01.2012 gününden sonra mecburi GSS primi ödeyecek olan) ve emekli olmaları mümkün olmayan 10 milyonluk tarım kesimi (gerek çiftçi gerekse de çiftçi yanında amele olanların) arasına 65 yaşından büyük olanlar da eklenmiş oldu. Kısa süre sonra bunun sıkıntılarını da yaşarız. Zira, ileride bu kesim emekli aylığı gibi bir hakkı olmadığında ve çalışma güçlerini de kaybettiklerinde yaşayacak para bulamayacaklardır.

TRAFİK KAZALARINDA PROVİZYON İSTENMEYECEK
Acil hallerde olduğu gibi trafik kazalarında da (trafik kazaları acil hal değil miydi?) provizyon olmaksızın hastalar SGK üzerinden GSS’li gibi tedavi edilecek. İşçilerden ücretsiz izinli olanlara 1 aya kadar zorunlu GSS primi ödemeden sağlık hakkı getirilmiş.

ZORUNLU GSS’DE 182 LİRA KALDIRILMIŞ
01.01.2012’ye ertelenecek zorunlu GSS uygulamasında aylık kişi başı düşen gelirlerine göre, 31 lira, 91 lira ve 182 lira olan dilimlerden 182 lira kaldırılmış. 182 lira ödemiş olanlara da ödedikleri iade edilecek. Stajyerler ve kısmi zamanlı çalıştırılan öğrenciler ile usta öğreticilerin prime esas kazançları, asgari ücret olarak sabitlenmiş.

EVDE ÇALIŞANA YENİ KOLAYLIK

İSTEĞE BAĞLI STAJ DA GELECEK
Halen sadece üniversite öğrencilerinden zorunlu staj yapanlar sigortalı oluyordu; artık isteğe bağlı stajyerlik de başlayacak. Bu durumda normalde işçi olanları da şirketler stajyer diye bildirebilecekler, yani kayıtdışılığı yasal hale getirecekler.

EVDE İŞ YAPAN KADINLARA YENİ HAK
Kendi evinde vergiye tabi olmayacak basit işler yapıpsatıp kadınlardan isteğe bağlı olanlar, diğer isteğe bağlıların yarısı kadar prim ödemektedirler. Ama bunun ön şartı, 01.10.2008 gününden önceden beri bu işi yapıyor olmalarıydı. Şimdi bu şart kaldırılmış, halen yapmakta olmaları yeter şart olmuş. Yerinde bir uygulama. Yerinde bir uygulama.

18’DEN KÜÇÜKLERİN BABALARINA VERİLEN CEZA-PRİME AF
Başbakan 2007 yılında “18 yaşından küçüklere gittikleri hastanelerde sorgusuz sualsiz tedavi imkânı getirdik” dedi ama sonraki şu cümleyi unuttu: “Ana-babalarının kesesinden.” Uygulamaya göre 18 yaşından küçüklerin ana-babasının sosyal güvencesi yoksa, hastanede bakılıyor ama ana-babadan biri o gün zorunlu GSS’li oluyor ve kanuna göre bir ay içinde gelir testi yaptırıp SGK’ya GSS giriş bildirgesi düzenlemek zorunda. Bunu bilmeyen anababalara şu ana kadar önce 760 lira ceza, sonra da en yüksek GSS primi olan aylık 182 lira borç çıkartıldı.

TRAFİK KAZASI SAĞLIK GİDERLERİNİ SGK ÖDEYECEK
2007 yılına kadar SGK, trafik kazalarındaki sağlık giderlerini ödüyordu ama Sayıştay denetimine girdiği bu ilk yılda Sayıştaycılar, “Trafik kazalarında zorunlu trafik sigortası var, siz ödemeyin oradan alsınlar” diye rapor yazınca, SGK trafik kazalarında sağlık yardımını kesip vatandaşları mağdur etmişti. Şimdi bu mağduriyete son veriliyor ve trafik kazalarında da SGK, sağlık yardımı verecek.

İstanbul ve yakın İller için TESİSAT VE TAMİRAT İŞLERİ için TIKLYANIZ.