Hayatın İçinden’ Kategorisi için Arşiv

Galip, Ataması Yapılmayan Öğretmenler Oldu!

24 Ocak 2012 Yazan admin


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından sanal ortamda yaşama geçirilen, Cumhurbaşkanı na Sorun uygulamasının talihlileri belirlendi.


Uygulamanın galibi, ataması yapılamayan öğretmenler oldu. Siteyi ziyaret edenler, Gül e yöneltilen sorular arasında en çok, atanamayan öğretmenlerin gönderdiği soru tıklandı. Atanamayan öğretmenlerin sorusu 220 bin 397 oyla ilk sırayı aldı. İstihdam talep eden gıda mühendisleri nin göndrdiği soru, 220 bin 379 tıklamayla 2.sıraya yerleşti. Uygulamanın sürprizi ise sendika isteyen polisler oldu. Bu yöndeki soru 182 bin 918 kez tıklanarak 3. sırada yer aldı. Gül, en çok oy alan soruların sahiplerini, önümüzdeki günlerde Çankaya Köşkü nde bu kez canlı dinleyip, yanıtını verecek.
Ali Ekber ERTÜRK / ANKARA/ AKŞAM



6 Ekim 2011 Perşembe İstanbul’da Okullar Tatil Mi ?

03 Ekim 2011 Yazan kagan

6 Ekim 2011 Perşembe İstanbul’da Okullar Tatil Mi ?

 

6 Ekim 2011  Perşembe  günü İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşunun 88. yıl dönümü olarak kutlanacak.

 

PAYLAŞ’mak güzeldir!

İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşunun 88. yıl dönümü nedeniyle ; İstanbul’daki ilköğretim ve ortaöğretim (lise) okullarında 6 Ekim 2011 Perşembe günü eğitim-öğretim yapılmayacak.

1 gün süre ile tatil olacak okullar 7 Ekim 2011 Cuma günü eğitim-öğretime devam edecektir.

Sağlınıza dikkat edin!

12 Eylül 2011 Yazan mclever

Damacanadaki suyu cam kaba boşaltın
Pet şişedeki kanser riskine çare: Bekletmeyin, güneşte tutmayın!


ABD Toksikoloji Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya göre, pet şişelerde bulunan BPAmaddesi sıcak sıvılarla temas ettiği zaman açığa çıkıyor. Sıvıya karışarak vücuda giren BPA, özellikle prostat ve göğüs kanseri riskini artırıyor.

‘GÜNEŞTE DURMAMALI’

Kanser hastalıkları konusunda uzman olan Prof. Dr. Erkan Topuz, “Biz senelerdir bu tehlikeye dikkat çekiyoruz. Eve damacanayla alınan su hemen cambir kaba ya da testiye boşaltılmalı, günlerce bekletilmemeli. Bu pet şişeler, kesinlikle güneşte durmamalı. Ancak adambu şişeleri büfenin arkasına koyuyor, burada şişeler güneş görüyor, plastiktekimaddeler suya geçiyor. Ekonomik nedenlerle bunlar plastikten yapılıyor, yoksa en sağlıklısı cam” dedi.

Plastik kaplardaki gıdanın uzun süre bekletilmemesi gerektiğini bildiren Topuz, “Damacanaların 60-70 kez kullanılma şansı varken biz 700 belki bin kez kullanıyoruz. Belediyelerin kullanımmiktarını kontrol etmesi lazım. Su ilk kez piyasaya verildiği zaman birçok kimyasal analizden geçiyor, bu veriler de üzerinde yazıyor. Ancak bu analiz, bir kez yapılıyor. Adambu suyu aynı markayla satıyor, en iyimarka olsa bile sık kontrolden geçmediği için içinde ne var bilmiyoruz” diye konuştu.

‘ÜÇ AYDA BİR MARKA DEĞİŞTİRİN’

Topuz, şu tavsiyede bulundu: “Tüketicilere tavsiyem, 3 ayda bir kullandıkları sumarkasını değiştirmeleri. Kronik zehirlenme olmasın hiç değilse. Çeşme suyu da kullanılabilir, ancak çeşme suyunda da aşırımiktarda klor var, aşırı miktardaki klor da kanserojen. Ayrıca yollardaki borulardan sızma şekilde toksit maddeler alınabilir. Eve su filtreleri de konulabilir. Ancak su filtreleri de magnezyumu tutuyor. Oysamagnezyum vücuda faydalı.”

‘ÖNEMLİ OLAN GÜVENLİ KULLANIM’

Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Aziz Ekşi de, “Tüm gıda ambalajları gibi, içme suyu ambalajları da Tarım Bakanlığı’ndan izin almak zorunda. İznin aradığı koşullardan birisi de gıdanın muhafaza koşullarında ambalajdan gıdaya geçen maddelerin miktarının belirlenmesi. Buna ‘migrasyon testi’ diyoruz. AB’de de geçerli olan bu testin desimetrekarede 10 miligram’ı geçmemesi gerekiyor” dedi. Buna karşın testlerin normal depolama koşullarında yapıldığını soğuk ve sıcak koşullarınmigrasyonu artırdığını belirten belirten Prof. Ekşi, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘BİRLİKTE YAŞAMAK ZORUNDAYIZ’

“Savunmamız gereken, güvenli kullanım. Örneğin pet şişe, arabada uzun süre bekletilmemeli, buzluğa konulmamalı. Donma sırasında da göçme nedeniyle plastik doku zedelenir, her zedelenme plastikten gıdaya geçişi artırır. Pet şişelerle yaşamak zorundayız, ancak bunun güvenli kullanımkoşullarını belirlemeli ve bunun kontrol edilmesini sağlamalıyız. Tüm dünyada tüketimi en çok artan gıda, ambalajlı su. Bunu camla karşılayamazsınız. Ambalajın güvenliğini sağlamak önemli.”

‘KALINTILARI GİDERMEK GÜÇ’

Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü eski öğretim üyesi Prof. Dr. Muammer Kayahan da, “1990 yılı öncesi, Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliği hazırlanırken gıdayla ve suyla temasta olacak plastik kökenli ambalaj materyallerinin taşıması gereken nitelikler hakkında detaylı bir çalışma yapıldı. Özel bir yönetmelik hazırlandı. PVC (Polivinil klorür), en tehlikelimadde olarak bilinir. Bunun taşıdığı gıdaya veya sıvıya geçme oranı yüksek olduğu için limitler konuldu. Pet şişenin hammaddesinin suyla tepki vermeyen bileşikleri içermesi gerekir. Temelmaddenin dışında kullanılan katkılar itibarıyla özellikleri önemli. Polietilenler, PVC’ler kadar tehlikeli değil. Büyük moleküllümaddeler küçükmoleküllüleri fazlaca içeriyor ve bunu suya veriyorsa tehlikeli tabii. Damacanalarda deterjan kalıntısını gidermek son derece güç bir hadisedir. Daracık bir ağızdan iyi bir yıkama şekli gerçekleştirilebilirmi, ondan kuşkuluyum” dedi.

‘GIDA MÜHENDİSLERİ KONUŞMALI’

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Mehmet Uysal ise pet şişelerin kanserojen olmadığını öne sürdü. Uysal, “Hacettepe Üniversitesi’nden Yaşar Kemal Erdem’in araştırmasına göre, ‘BPA’ adında kanserojen birmadde vardır ki bu havada dahi vardır. Bumaddenin insan vücuduna kanser yapanmadde olarak bulaşabilmesi için bir insanın günde 60 damacana su içmesi gereklidir. Çocuklarda bu etkiyi yapabilmesi için 6 damacana su içilmesi lazımdır. Polikarbonat biberonlara savaş açıldı. Bunlar Avrupa’da dahi yasaklanmadı. Pet şişeler, polyester esaslı oldukları için polikarbonatlara göre çok daha sağlıklı. Bu konuda tıp doktorlarına değil gıdamühendislerine başvurulmalı. Bugün camın avantajları olduğu gibi pek çok dezavantajları da var” diye konuştu.

‘ARITMA CİHAZLARINA TALEP ARTTI’

İçme Suyu makineleri üreticisi Ekrem Sözer ise, “Pet şişe ya da plastik damacanaların yeterince sağlıklı olmadığını aslında tüm dünya biliyor. Tek kullanımlık olursa daha az sakıncalı olur. Bir ambalaj, 20-30 ya da 50 kez kullanılabilir, ancak yüzlerce kez doldur boşalt yapıldığı bir gerçek. Bu sıkıntılar nedeniyle son dönemde bize yönelen talep arttı. İnsanlar içme suyunu arıtma kararı veriyor. Üstelik bu su, insan sağlığı açısından yeterliminareller içeriyor. Artık öyle bir noktaya gelindi ki, birçok uzman ‘Arıtma cihazı alamıyorsanız çeşme suyu için, daha iyi’ diyor” açıklamasını yaptı.

2011 PMYO soru kitapçığının yayımlanması

11 Temmuz 2011 Yazan mclever


2011-PMYO :Soru Kitapçığı ve Cevap Anahtarının Yayımlanması

PAYLAŞ’mak güzeldir!
3 Temmuz 2011 tarihinde yapılan Polis Akademisi Polis Meslek Yüksekokulları Öğrenci Adaylığı Sınavının (2011-PMYO) ana soru kitapçığı ve cevap anahtarına aşağıdaki bağlantıdan erişilebilir.

2011-PMYO :Soru Kitapçığı ve Cevap Anahtarını indirmek için tıklayınız.

Sınavın sorunsuz gerçekleştirilmesine katkı sağlayan ÖSYM çalışanlarına, sınav görevlilerimize, emniyet güçlerimize ve sınava katılan adaylara teşekkür ederiz.
Adaylara duyurulur.

İşte dehşete düşüren kitap!

11 Ocak 2011 Yazan mclever

Okul öncesi çocuklar için hazırlanan masal kitapları velileri dehşete düşürdü! Okul öncesi çocuklara yönelik hazırlanmış ‘7 Güne 7 Masal’ adlı kitapta yer alan intihar mesajları ebeveynleri harekete geçirdi.

PAYLAŞ’mak güzeldir!


Yoksul ve Cimri adamın macerasının anlatıldığı masalda intihar mesajının açıkca verilmesine tepki gösteren Çocuk ve Ergen Psikologu Sevil Yavuz Gümüş, “Kitapta yer alan mesajlar çocuklarda intihar girişimlerinin alt yapısını hazırlayabilir” dedi.

Kirpi Yayıncılık tarafından okul öncesi çocuklar için piyasaya sürülen ‘7 Güne 7 Masal’ adlı masal kitabı velilerden tepki gördü. Ebeveynler Tüketici Platformu Sikayetvar.com’a yaptıkları açıklamalarla “Şiddet dolu dünyada yaşıyoruz, masallarda da şiddet anlatılıyor çocuklar tehlikede” diyerek tepkilerini dile getirirken şikayetler üzerine Prenting Skills & Counseling Center Çocuk ve Ergen Psikolojisi Uzmanı Sevil Yavuz Gümüş de kitabın okul öncesi çocuklar için tehlikeli olduğunu kaydetti.

Masalda İntihar Öne Çıkarılıyor
Masalda cimri adam ile yoksul adam arsındaki yaşananlar şöyle gelişmektedir: “Yoksul adam maddi yönden iyice kötüye gittiğini düşünerek intihar etmeye karar verir. İntihar etmek için hazırladığı ip ile bir eve girer ve intihar edecekken evin tavanı çöker ve altınlar yere dökülür. Yoksul adam intihar etmekten vazgeçer ve altınları alarak gider. Evin sahibi cimri adam ise altınlarının gittiğini görünce yoksul adamın bıraktığı ip ile intihar eder.”

Okul Öncesi Çocuklar İçin Tehlike
Masalda hem intiharın anlatılması hem de fotoğraf ile intihar ipinin gösterilmesi okul öncesi çocuk sahibi olanları harekete geçirdi. Pedagog Gümüş, masallarda verilen mesajların çocuğu iyi şeylere yönlendirmesine yönelik olması gerektiğine vurgu yaparak “Okul öncesi çocuklarda gelişime açık oldukları dönem soyut ile somut düşünceyi ayıramıyorlar. Çevresinde olup bitenler, çizgi filmler anlatılanları gerçekmiş olarak algılıyor. Annesi babası okuyorsa yaramaz bir çocuğun hikayesi gibi anlayacak. Çocuklara yönelik kitapta çocuklar kullanılarak hikayeler anlatılmalı fakat bu masalda çocuklar yerine büyük kişiler yer almış. Cimrilik mesajı hikaye kahramanları çocuk olarak alınarak anlatılabilir. Masalda yer alan mesaj çocukların yaşına hitap etmemektedir” dedi.

Masalın sonunda yer alan “Cimri kimseler ellerini yemeye kıyamazlar, ölümünden sonra mallarını başkası yer” cümlesini de eleştiren Pedagog Gümüş şöyle devam etti:

“Verilen ders nedir? Her hikayenin dersi vardır. Burada çocuklara anı yaşayın mesajı verilmektedir. Çocuk anı yaşamak nedir bilmez. Onun yerine oyun oynamalısınız mesajı verilebilirdi. Çocukların o yaşta dünyası oyundur. Masal kitabının ismi ‘Yetişkinlere masallar’ verilse daha iyi olurdu. Çünkü masalda verilmek istenen mesaj çocuğa hitap etmiyor. Çocukların aklını karıştırır. “

“Ölüm Kavramını Bilmeyen Çocuklar Var”
Okul öncesi çocukların ‘ölüm’ kavramını tam olarak kavrayamayacağını ve ailesinin de anlatmada eksik kalabileceğine vurgu yapan Gümüş, ailelere sorumluluk düştüğüne vurgu yaparak “O yaştaki çocuklar ölümü ne olduğunu biliyor mu acaba? Çocuk ölüm nedir sorduğunda anne nasıl açıklayacak. Ölüm kavramını ilk defa hikayede duyması da sakıncalı. Biz ilk ölüm kavramını bitkilerle anlatıyoruz. Çiçek büyür ölür şeklinde somut olarak anlatıyoruz. Burada soyut bir anlatım var. Çocukta depresyona sebep olarak intihar girişimlerinin alt yapısını hazırlar. Çizgi filmlerdeki uçan kahramanlar gibi atlayan çocukların olduğunu da duyduk. Çocuk bu masalı okuduktan sonra intiharın ne demek olduğunu merak edip deneyebilir. Bu tür kitaplar Çocukları depresyona sürüklüyor. Aileler çocuklarına aldıkları kitabı ya da çizgi filmi denetlemelidir. Çocuklarda bu mesajlar psikolojik gelişimlerine olumsuz etkiliyor. Kronik depresifler olabilir” şeklinde konuştu.

Anne ve Babalar Korkuyor
Şiddet dolu birçok mesajın çocuklarını etkilediğini ifade eden ebeveynler ise masallarda da şiddete yönelik mesajların verilmesine tepkilerini ve korkularını şu mesajla dile getirdiler: “Söz konusu yayın, henüz okul öncesi dönemde dünyayı somut algılayan küçük çocukların hayal dünyasının çok çok ötesinde olmakla birlikte verdiği mesajlar kültürel değerler, kişilik gelişimi ve sosyal değerler açısından da kabul edilebilir normların tamamen dışındadır.Hikayelerin çoğu ölümle sonuçlanmakta ve bu açıkça ifade edilmekte; bir cezalandırma ve adalet unsuru olarak kullanılmaktadır.

Şiddet dolu bir dünyada yaşıyoruz; günlük yaşantımızda şiddetin bin bir türlüsüne tanık oluyoruz biz ve çocuklarımız. Hikaye kitapları aracılığıyla bir cezalandırma unsuru olarak ölümü çocukların önüne koymak, onlara karşı acımasız bir duygusal şiddet örneğidir. Sadece okul öncesi eğitim dönemi değil ilköğretim çağındaki çocukların bu hikayelerden alacağı mesaj denemeyi düşünmese bile çocukların aklının bir köşesine yazılacağı için tehlike oluşturuyor. Kitap ve hikayeler çok önemli eğitim araçlarıdır. Çocukların hem hayal dünyalarına hitap eder, hem de eğlenirken öğrenmelerini sağlar. Bu tür yayınlarda seçilen konu, üslup, sayfa düzeni hatta resimleme son derece önemlidir. Henüz bir kaç sene önce kendini çizgi film kahramanı zannederek balkondan atlayan çocuk örneğini, merak ettiği için kendini asmaya çalışan çocukları hatırlayalım.”

Naz olmaksızın aşk mümkün müdür?

05 Ocak 2011 Yazan admin

Son kitabında hem eş hem de özel müşteriyi kaybetmeyi engelleyecek ‘beş önemli sır’rı veren Ali Saydam, “Naz olmaksızın aşk hatta herhangi bir ilişki mümkün müdür?” sorusunu da cevaplıyor…

PAYLAŞ’mak güzeldir!

İletişim danışmanı Ali Saydam’ın ‘Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?’ isimli ikinci kitabı, Remzi Kitabevi’nden yayınlanarak raflarda yerini aldı. Remzi Kitabevi, beş yıl kadar önce de Saydam’ın ilk kitabı olan ‘Algılama Yönetimi’ni yayımlamıştı.


Remzi Kitabevi’nin yayınladığı ve tüm geliri Bersay İletişim Enstitüsü Yüksek Lisans ve Doktora Burs Fonu’na bağışlanacak olan ‘Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?’ adlı kitabında Ali Saydam, hem eş hem de özel müşteriyi kaybetmeyi engelleyecek ‘beş önemli sırrı’ açıklıyor.

“Naz olmaksızın aşk hatta herhangi bir ilişki mümkün müdür? Tabii ki mümkün değildir. En garantili özel müşteri, en yakın eş bile her an çekip gidebilecekmiş gibi ‘ihtimam’ ister…” diyen Ali Saydam yeni kitabında, ‘özel müşteri’ ve ‘eş’ ile ilişki arasındaki benzerliklerden yola çıkarak ilişkilerin nasıl yönetileceğini anlatıyor.

İLİŞKİLERDEKİ YEDİ ÖLÜMCÜL GÜNAH

Hem eş hem de özel müşteriyi kaybetmeyi engelleyecek ‘beş önemli sırrın’ okuyucularla buluştuğu kitapta “Kimin kimi yöneteceği, ilişkilerdeki yedi ölümcül günah, aşk ve nefret arasındaki ince çizgi, kâğıt üzerinde kalmayan tavsiyeler, ilişkinin bir numaralı düşmanı, şikâyetler ve krizler, dinlememek, ısrarın dozu” gibi birçok soruna ipuçlarıyla yanıt aranıyor. Kitap, böylece okura, eş ve müşteriyi kaybetmeme refleksi kazandırmayı hedefliyor.

Kitap ile ilgili detaylı bilgiye www.esvemusterinasilkaybedilir.com adresinden ulaşılabilir.

BizimCity Yılbaşı Partisi

01 Ocak 2011 Yazan admin

Salih Memecan’ın Sabah Gazetesi’nin birinci sayfasını kaplayan karikatürünü görün.

Karikatürün büyük halini görmek için tıklayınız.

PAYLAŞ’mak güzeldir!

Derse odaklanmaları için beyaz gürültü

24 Aralık 2010 Yazan admin

Bilim adamları, dikkat bozukluğu olan çocukların beyaz gürültünün olduğu sınıfta derse daha iyi odaklandığını belirlediler.

BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, testlerde bu anlamsız, rastgele olan uğultulu seslerin çocukların hafızasında geliştirildiğini söyleyen Stockholm Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, dikkat sorunu olan çocuklarda bunun olumlu yönde işe yaradığını açıkladılar.

PAYLAŞ’mak güzeldir!

Norveç’te ortaokulda yapılan çalışmada, beyaz gürültü ile birlikte ya da sessiz bir ortamda 51 öğrenciden oluşan grupta okudukları bir listeden hatırlayabildikleri kadar nesneyi söylemeleri istendi.

Beyaz gürültü kullanmak non-invaziv ve ilaçsız bir tedavi şeklidir. Bunun arkasında yatan mekanizmayı halen bulmaya çalıştıklarını söyleyen bilim adamları, beyaz gürültüyü doğrudan dikkat bozukluğu tedavisiyle karşılaştırdıklarını belirttiler. İlk bulgulara göre, işitsel uyarının dikkat bozukluğu tedavisi kadar etkili olduğu belirlendi.

Bu geniş çaplı araştırmanın halen daha Southampton ve Soderland’daki çeşitli okullarda devam ettiğini açıklayan araştırmacılar, bu çalışmanın sonuçlarını önümüzdeki yıl Nisan ayında yayınlamayı umuyorlar.

Beyaz gürültü: Tabiatta mevcut bulunan bütün renklerin karışımı nasıl beyaz ışığı meydana getirirse, bütün frekans aralıklarına sahip sürekli spektrumlu sesler de beyaz gürültüyü oluşturuyor. En iyi örnek elektrik süpürgesi veya saç kurutma makinesi gibi makine sesleridir.
Zaman

Minik atlet uyanıklık yapınca… – Video

21 Aralık 2010 Yazan admin

Minik AtletÇin’de 100 metre engelli koşuna katılan minik atlet uyanıklık yapmaya kalkışında başına gelmeyen kalmadı.

Çin’de yapılan 100 metre engelil koşusuna uyanık bir atletin çabası damgasını vurdu.

Önce engelleri atlamaya çalışan minik koşucu bunu başaramayınca elleriyle engelleri devirip yarışı kazanmayı denedi.

PAYLAŞ’mak güzeldir!

Ancak minik koşucu bu girişiminde de başarılı olamadı ve dengesini kaybedip yere düştü.

Sersemleyen ve oldukça yorulduğu görülen minik atlet, rakibinin kulvarına girip onu da engelledi

Yarışı zor da olsa tamamlayan Çinli atlet, kendisini seyredenleri gülme krizine soktu.


Matematik Öğretme Yönteminde Yenilik! -Video-

20 Aralık 2010 Yazan admin

SınıfSamsun’da ilginç yöntemlerle ders anlatan matematik öğretmeni Nurtaç Kozak öğrencilere matematiği kendi geliştirdiği yöntemlerle sevdirirken, internette de büyük ilgi görüyor.

Samsun’da bir dershanede matematik öğretmeni olarak görev yapan Nurtaç Kozak, kendi geliştirdiği ilginç yöntemlerle anlattığı dersle öğrencilere matematiği sevdirdi.

PAYLAŞ’mak güzeldir!

Müzik eşliğinde ilginç hareketler sergileyerek ders anlatan Kozak, öğrencilerin büyük ilgisiyle karşılaşıyor.

Öğrencilerin sosyal paylaşım sitesinde oluşturdukları “Nurtaç Hoca Fun Clup” sayfasında yayınladıkları ders sırasındaki görüntüler ise büyük ilgi görüyor..

Nurtaç Kozak, geliştirdiği yöntemle öğrencilerin matematik dersini daha iyi anlamasına katkıda bulunduğunu belirterek, yöntem sayesinde çok ilgi gördüğünü ve tebrik telefonları yağdığını söyledi.

İHA

İstanbul ve yakın İller için TESİSAT VE TAMİRAT İŞLERİ için TIKLYANIZ.