Şubat, 2010 için Arşiv

TSK’ya uzman erbaş ve memur alınacak

27 Şubat 2010 Yazan admin

Kara Kuvvetleri Komutanlığının çeşitli sınıflarındaki uzman erbaş ihtiyacını karşılamak amacıyla personel temin edileceği ayrıca 124 memur alımının gerçekleşeceği belirtildi.

Komutanlığın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, temin en az lise ve dengi okul mezunu, halen askerlik hizmetini yapmakta olan veya başvuru tarihi itibarıyla terhisinden 3 yıl süre geçmemiş olan adaylar arasından yapılacak.

Başvurular, 19 Nisan 2010 saat 17.30′a kadar www.kkk.tsk.tr internet adresinden, piyade, tank, topçu, hava savunma, istihkam, muhabere, ulaştırma, ikmal, bakım, veteriner, sıhhiye ve bando sınıflarından çeşitli branşlar için gerçekleştirilecek.

Yapılacak sınavlar sonucunda başarılı olan adaylar, sınav notuna göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralanacak. Adaylar başarı puanı en yüksekten başlamak üzere başvuruda bulundukları branşa yerleştirilecek.

Kara Kuvvetleri Komutanlığına açıktan atama yoluyla 124 memur alınacak.

Komutanlığın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, adaylar başvurularını şahsen Ankara Cebeci’deki Kara Kuvvetleri Personel Temin Merkezi Komutanlığı’na yapacaklar.

Uzman memur, mütercim, psikolog, biyolog, veteriner, fizyoterapi teknikeri ve mühendislik başvuruları 22 Mart 2010 tarihinde, veri hazırlama ve kontrol işletmeni (vhki), muhasebeci ve mal/hesap sorumlusu başvuruları 23 Mart 2010 tarihinde, zabıt katibi, tekniker ve teknisyen başvuruları 24 Mart 2010 tarihinde, garson ve hademe başvuruları 25 Mart 2010 tarihinde, aşçı, berber, kuaför ve kaloriferci başvuruları 26 Mart 2010 tarihinde gerçekleştirilecek.

Uygulamalı sınav ve mülakat 19-30 Nisan 2010 tarihleri arasında yapılacak. Sınav yeri ise 2-9 Nisan 2010 tarihleri arasında ”www.kkk.tsk.tr” internet adresinde tebliğ edilecek.
AA

Sözleşmeli Öğretmene Kadro İçin Kanun Teklifi

27 Şubat 2010 Yazan admin

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifim ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

Muharrem İNCE

Yalova milletvekili

GENEL GEREKÇE

Bütün eğitim süreçlerinin en temel öğesi olan öğretmenlik mesleği 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 43. maddesinde “ihtisas mesleği” olarak tanımlanmaktadır.

Türkiye, 5 Ekim 1996 tarihinde, UNESCO ve ILO’nun ortaklaşa olarak karar aldığı “Öğretmenlerin Statü Tavsiyesini” imzalamıştır. Bu belgede “öğretmenlerin çalışma koşulları, eğitimin en yüksek derecede etkinliğini sağlayacak nitelikte olmalı ve öğretmenlere, kendilerini tümüyle mesleksel uğraşlarına adama olanağı verilmelidir” denilmektedir.

Özellikle AKP döneminde sözleşmeli öğretmenlik, ücretli öğretmenlik gibi istihdam usulleri yaygınlaştırılmıştır.

Bu durum ihtisas mesleği olarak tanımlanan öğretmenlik mesleğine zarar vermekte, eğitimin niteliğini düşürmektedir.

Sözleşmeli öğretmenler ile kadrolu öğretmenler arasında hiçbir ayrım yok denmesine rağmen sözleşmeli öğretmenler bir çok bakımdan kadrolu öğretmenlerin sahip oldukları haklardan mahrum bırakılmıştır. Bu kanun teklifi bu haksızlıkları ortadan kaldırmak amacıyla verilmiştir.

Sözleşmeli öğretmen olarak çalışanlar, KPSS’ye tekrar girmek için ders çalışmakta, işlerine yoğunlaşamamaktadır.

Yargı kararları ile sabittir ki, öğretmenlik asli ve sürekli bir ihtisas mesleğidir.

Bu kanun teklifi ile, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarında sözleşmeli statüde görev yapan öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen kadrolarına hizmet sürelerine, hizmet bölgelerine ve hizmet puanlarına bakılmaksızın naklen atanmaları öngörülmektedir.

MADDE GEREKÇELERİ

MADDE 1- Madde ile sözleşmeli öğretmenlik istihdamına son verilmektedir.

MADDE 2- Madde ile Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarında sözleşmeli statüde görev yapan öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen kadrolarına hizmet sürelerine, hizmet bölgelerine ve hizmet puanlarına bakılmaksızın naklen atanmaları öngörülmektedir.

MADDE 3- Yürürlük maddesidir.

MADDE 4- Yürütme maddesidir.

DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin Sözleşmeli Personel başlıklı B bendindeki “Milli Eğitim Bakanlığında norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde öğretmenlerin” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

MADDE 2- 30.04.1992 tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

EK MADDE 4- Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında 657 sayılı Devlet memurları Kanunun 4. maddesinin B bendi kapsamında sözleşmeli olarak istihdam edilen öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığının öğretmen kadrolarına hizmet sürelerine, bölgelerine ve puanlarına bakılmaksızın naklen atanırlar.

Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen kadrolarına atananların sözleşmeli statüde geçen hizmet süreleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesinin C bendinin 6. fıkrası hükmüne göre kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinde değerlendirilir.

Sözleşmeli öğretmen olarak en az bir yıl çalışanlardan temel eğitim ve hazırlayıcı eğitimde başarılı olanların adaylıkları memuriyete atandıkları tarih itibariyle kaldırılmış sayılır. Bir yıldan az hizmeti bulunanlar ile eksik eğitimleri olanların eksik eğitimleri ve hizmet sürelerini tamamlandıkları tarih itibariyle adaylıkları kaldırılır.

Sözleşmeli statüde öğretmenlik yaparken çeşitli nedenlerle (istifa, sözleşme yenilememe, sözleşme feshi) ayrılan öğretmenler bu kanun kapsamında en son görev yaptıkları eğitim kurumlarına öğretmen olarak atanır.

MADDE 3- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yeni neslin Türkçe’si!!!

27 Şubat 2010 Yazan admin

Efet, diil, olum, nese, gitmio” size garip gelse de yeni nesil gençliğin kullandığı kelimeler bunlar. Kelimeler bir şey değil. Örneğin; Kib, As, Hg, Aeo ya da aeol, Ss: 1 şey, Nbr, Aro. Bunların hepsi birer cümle…

İnternet ya da telefon yazışmalarında sadece sesli harfler atılırdı, artık birçok sessiz harf de kullanılmıyor ya da birinin yerine diğeri tercih ediliyor.

Bir de kısaltılan cümleler var ki, anlayana aşk olsun. Mesela ‘oss.’ ÖSS sınavıyla bir ilgisi olduğunu aklınızdan bile geçirmeyin.

“Efet, diil, olum, nese, gitmio”… Belki de birçoğunuz bu kelimelerden pek bir şey anlamadınız. Ama tasalanmayın! Sizde herhangi bir anlama bozukluğu ya da gariplik yok. Türkçe hâlâ bildiğiniz gibi. Garip olanı, maalesef yeni nesil yapıyor. Türkçemizin 29 harfini kullanmak yerine bazılarını kullanmamayı ya da birinin yerine diğerini tercih ediyorlar.

Örneğin, güzide harfimiz “v”nin yerini “f” alıyor, ‘evet’ bir anda ne olduğu belirsiz bir şeye dönüşüyor, ‘efet’ yazılıyor. Sadece Türkçe harflerde değil, değişimin yabancı harfler kullanılarak da yapıldığı oluyor. Mesela “v” yerine “w”nin kullanılması gibi. En yaygın kullanımı da “valla” Bu kelime çoğunlukla “walla” şeklinde yazılıyor. “Z” harfi de yerini “s”ye bırakmış; gidiyos, yiyos, içiyos…

Bazı harfler de tamamen atılıyor. “Ğ” ve “y” gibi. İnternette gezinirken gözünüze çarpan gördüüm, deersiz, seviorum gibi anlam veremediğiniz kelimeler aslında gördüğüm, değersiz, seviyorum kelimelerinin internet diline uyarlanmış hali. Benzer şekilde “r” harfi de pek fazla kullanılmayan harflerden biri; “bissürü, bi film”… Kısacası eskiden internette ya da telefon mesajlarında daha hızlı yazma telaşıyla sesli harfleri atan internet gençliği artık sessiz harfleri de kendilerine uyarlamış durumda. Sonuç aşikâr; anlaşılamayan, garip kelimeler, cümleler ve yozlaşmaya terk edilen bir Türkçe! Peki, insanlar neden bu türden arayışlar içine giriyor?

Bu, tamamen bir tarz oluşturma çabası
Konuşan Türkçe kitabının yazarı Türkolog Hümeyra Tekalan Toman’a göre ne dilimizde ne de kültürümüzde olan bu yazışma dili gençleri olumsuz etkiliyor. Bu durumun zaman içerisinde dilin yozlaşmasına kadar gideceği noktasındaki tedirginliklerini de belirtmeden geçemiyor. Ona göre yeni neslin bu tavrının sebebi zamanı daha hızlı kullanma ve özellikle de kendilerini kanıtlama ihtiyacı. Toman, öğrencileri arasındaki gözlemlerini şöyle anlatıyor: “Biri ‘nbr’ diye soruyor ki ne haber, nasılsın bile değil, diğeri ‘ii senden nbr’ diyor. Bizim bir “y” harfimiz var, çok zor bir şey değil bir tuşa da basıvermek ama yazmıyorlar. Bu tür yazışmalar iyice çoğaldı. Gençler, kendilerini ifade edecek şeyler arıyor. Bu, tamamen bir tarz oluşturma çabası.” Gençler arasındaki internet ya da telefon dili, yazılı kâğıtlarına da yansıyormuş. Hümeyra Hanım, bu sebeple yazılı kâğıtlarını değerlendirirken yazım ve imla kurallarına özellikle dikkat ettiğini söylüyor: “Çok derme çatma yazılar çıkıyor karşıma. Bu, normal yazı karakterlerini değiştirerek kendisini ifade etmeye çalışma yöntemlerine kadar gidiyor.” diyor.

‘oss’ de ne demek?
Her ne kadar atılan kelimelerden bahsetsek de tümden kısaltılan cümlelerin sayısı da az değil. Örneğin son zamanlarda gençlerin kullandığı en yaygın kısaltma “oss”. Toman, uzun süre bununla neyin kastedildiğini anlamaya çalıştığını söylüyor. Tabii biz de anlam veremediğimiz için merakla soruyoruz. Meğer bu kısaltma “o senin sorunun” anlamına geliyormuş. Kısaltılan birkaç kelime:

Kib: Kendine iyi bak, As: Aleyküm selam, Hg: Hoş geldin, Aeo ya da aeol: Allah’a emanet ol, Ss: Seni seviyorum, 1 şey: Bir şey, Nbr: Ne haber, Aro: Allah razı olsun.
Zaman

İlk Türk elektrikli otomobili görücüye çıkıyor

27 Şubat 2010 Yazan admin

Başbakan Erdoğan’ın desteğiyle ilk Türk Malı elektrikli otomobili için geçen yıl ortaklık kuran tasarımcı Murat Günak ve fütürist Alphan Manas, ilk modelleri Cenevre Otomobil Fuarı’nda tüm dünyaya tanıtacak.

Ünlü Tasarımcı Murat Günak ile Alphan Manas’ın geliştirdiği ilk Türk Malı elektrikli otomobilin ismi Mia (benim) oldu. Salı günü Cenevre Otomobil Fuarı’nda tanıtılacak Mia, Günak ile Manas’ın 20 milyon Euro’ya yüzde 66’sını almak için iyi niyet anlaşması yaptığı Fransız Heuliez’de üretilip eylülde satışa sunulacak.

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın desteğiyle ilk Türk Malı elektrikli otomobil üretimi için geçen yıl ortaklık kuran ünlü tasarımcı Murat Günak ve fütürist Alphan Manas, ilk modelleri ‘Mia’yı önümüzdeki hafta kapılarını açacak Cenevre Otomobil Fuarı’nda tüm dünyaya tanıtacak.

Murat Günak tarafından tasarlanan küçük sınıfta yer alan 3 kapılı Mia, iki ortağın 20 milyon Euro’ya satın almak için niyet mektubu imzaladığı Fransız Heuliez tarafından üretilip eylül ayında satışa sunulacak.

Alphan Manas, Mia’nın Fransa’da üretileceğini ancak daha sonra devreye girecek 4 kapılı sedan ve 4×4 modeli ise arkalarına güçlü bir Türk ortağını alarak Türkiye’de üretmek istediklerini söyledi.

Bu yatırım geçtiğimiz aylarda Renault’un yeni Clio yatırımını Türkiye yerine Fransa’da üretmesi için baskı yapan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’yi de sevindirdi.

Yüzde 66’sı bizim olacak
Murat Günak’la geçen yılın sonunda ‘fikir ortaklığı’ yaparak, Türk Malı elektrikli otomobil projesinin finansman tarafıyla ilgilenen Alphan Manas, Fransız niş otomobil üreticisi Heuliez’in 20 milyon Euro’ya yüzde 66’sını alacaklarını belirterek, “Şirketin geri kalan hissesi ise Fransız hükümetine ve yerel yönetimlere ait.

Dolayısıyla elektrikli araç üretimi konusunda Fransa’dan büyük destek almış olacağız. Biz 20 milyon Euro kaynak aktarırken, şirketin yüzde 34 ortağı olan Fransız hükümeti ve yerel yönetim de 10 milyon Euro kaynak aktaracak” dedi.

Üstü açık oto uzmanı
10 gün içinde Heuliez’i almak için bankaya 20 milyon Euro’luk teminat göstereceklerini kaydeden Manas, bu para için kısa sürede fon oluşturacaklarını belirtti. 20 milyon Euro’luk yatırımla Heuliez’in borç yükünden kurtulacağını kaydeden Manas, şöyle konuştu:

“Heuliez çok önemli bir otomotiv şirketi. Köklü bir geçmişi var. Özellikle 800 milyon Euro’luk convertible (üstü açık) otomobil pazarında Avrupa’da yüzde 20’lik pazar payına sahip. Bu alanda zaten 3 büyük firma var. İlki Magna ikincisi Karma üçüncüsü ise Heuliez.

Karma iflas ettiği için Magna tarafından satın alındı. Dolayısıyla iki firma kaldı. Peugeot 206 CC ve Opel Tigra’yı Heuliez üretti.

Bu şirket iflas etmeden önce 100 milyon Euro ciroya sahipti. Şimdi bizim sağlayacağımız 20 milyon Euro ve şirketin diğer ortağı Fransız hükümetinin sağlayacağı 10 milyon Euro’yla nakit akışını sağlıklı bir hale getirip, yeniden atağa kalkacaklar.”

Sözümüzü tuttuk kolay okunsun diye Mia dedik
DÜNYACA ünlü Türk tasarımcı Murat Günak, “2009 yılı sonunda yaptığımız açıklamada, 2010 yılında geliştireceğimiz 3 elektrikli model vitrine çıkartacağımızı açıklamıştık. İşte sözümüzü tutarak bu modellerden ilkini Cenevre’de dünyaya tanıtacağız.

Küçük sınıfta yer alan bu 3 kişilik otomobile ‘Mia’ ismini verdik. İtalyanca ‘Benim’ anlamına gelen Mia’yı kolay söylendiği ve okunduğu için tercih ettik. Araçta oturma düzeni 1 önde 2 arkada şeklinde” dedi.

Cenevre Fuarı’yla birlikte Mia için sipariş almaya başlacaklarını kaydeden Günak, Heuliez firması tarafından üretilecek aracın Eylül ayında satışa sunalacağını kaydetti.

Diğer iki model üzerinde de çalıştıklarını kaydeden Günak, “Biz şimdi 4 kapılı bir sedan aile otomobili bir de arazi aracı üstünde çalışıyoruz. Bunları da en kısa süre içinde vitrine çıkartacağız” diye konuştu.

Türkiye’nin Fransa’daki en büyük yatırımı olacak
FRANSA Endüstri Bakanı Christian Estrosi’nin bu yatırıma oldukça sıcak baktığını belirten Alphan Manas, “Bakan, bu girişimin Türkiye’nin Fransa’daki en büyük yatırımı olacağını söylüyor.

Ayrıca, Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkilerde yeni bir başlangıç yapacağına inanıyor” dedi. Alphan Manas, Fransız şirketle ilgili gelişmeleri şöyle anlattı:

“Fransızlar bu yatırıma sıcak bakıyorlar ancak fabrikanın Türkiye’ye taşınmasını istemiyorlar. Daha önce benzer bir durumla karşılaşmışlar.

Kısa bir süre içinde Fransa’ya şirkette yapılacak yatırımları ve gelecekle ilgili projeleri anlatan bir rapor sunacağız. Ancak, tek başına bir yatırımcı olarak, teklif vermem yeterli değil. Arkamızda Türkiye’nin de desteği olmalı.

Eğer arkamıza güçlü bir Türk ortak alırsak, Mia’dan sonra Fransa’daki kapasite dolacağı için geliştireceğimiz 4 kapılı sedan ve 4×4 arazi aracını Türkiye’de üretebiliriz.”

Peugeot ve Citroen’e elektrikli araç üretti
HEULİEZ’in bugüne kadar Peugeot ve Citroen olmak üzere bir çok firmaya elektrikli araç ürettiğini söyleyen Alphan Manas, toplam üretimin 7 bini bulduğunu kaydetti. Manas, “Zaten şirketin en büyük avantajı sadece bir alanda üretim yapmıyor olması.

Bugün sadece elektrikli otomobil üretmek için kurulan bir fabrika çok avantajlı olmaz. Heuliez ise bir taraftan elektrikli araç üretebilirken, diğer taraftan üstü açık otomobil konusunda uluslararası markalara fason araç üretebiliyor. Biz bu avantajı kullanacağız” dedi. Manas, fason üretimin şirketin nakit akışını sağladığını belirtti.
Hürriyet

Microsoft’tan kullanıcılarına kötü haber:XP’den desteğini çekiyor

27 Şubat 2010 Yazan admin

Dünyanın dört bir yanındaki bilgisayar kullanıcılarına Amerikalı işletim sistemi Microsoft’tan kötü bir haber geldi

Şirket, Windows Server 2000, Windows 2000 Professional ve Windows XP Service Pack 2 işletim sistemlerini kullananlara verdiği desteği 1 Temmuz 2010 tarihi itibarıyla sona erdireceğini açıkladı. Microsoft, kullanım süresi 1 Mart’ta dolan Windows 7 RC’yi kullananları uyardı. Bu program ile çalışan bilgisayarlar 1 Mart’tan itibaren artık 2 saatte bir sistemi yeniden başlatacak. Ekim ayında pazara sunulan Windows 7 işletim sisteminin piyasaya çıkmadan önceki son deneme sürümü Release Candidate (RC) için kullanıcılara tanınan süre 1 Mart’ta doluyor. Microsoft, Windows 7 RC kullanıcılarının sıkıntı yaşamaması için tam sürüm işletim sistemine geçmelerini öneriyor. Öte yandan Microsoft’un bazı eski işletim sistemi sürümleri için kullanıcılara tanınan yasal destek süreleri de zamanaşımına uğruyor: Windows Server 2000, Windows 2000 Professional ve Windows XP Service Pack 2 işletim sistemlerini kullananlara verilen destek Temmuz 2010 tarihi itibarıyla sona erecek. Bu tarihten itibaren söz konusu işletim sistemleri için güncellemeler ve güvenlik yamaları gibi destekler kesilmiş olacak. Buna karşılık Microsoft tarihinin en uzun süre desteklenen işletim sistemi olan Windows XP SP 2 kullanıcılarının Windows XP Service Pack 3′e yükseltmeleri durumunda kendilerine tanınan destek süresi 2014 kadar yılına uzatılabilecek.

Proton yeni yüzünü gösterecek

26 Şubat 2010 Yazan admin

Malezya merkezli otomobil şirketi Proton, yeni konspet aracını 80. Cenevre Uluslararası Otomobil Fuar’ında tanıtacak.

Yeni model konusunda oldukça iddialı konuşan Proton Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dato’ Haji Syed Zainal Abidin Syed Mohd Tahir, “Bu yeni kombinasyon global otomotiv standartları ile örtüşecek uzun vadeli stratejimizin bir parçasıdır ve dünya genelinde önem kazanacak izler bırakacaktır.” dedi.

Malezyalı otomotiv şirketi, söz konusu konsept aracı ünlü İtalyan dizayner Giugiaro ile müşterek tasarladı. Teknoloji olarak hibrid sistemi kullanılan araçta, kompakt bir aracın standart boyutları korunarak özel olarak yeni gövde karoseri tasarlandı. Bu sayede motor ile kombineli şekilde çalışabilecek hibrid sistem ve arka kısımda konumlandırılan batarya gurubu uyumlu bir şekilde yerleştirildi. Araç, tamamen elektrikle çalışan elektrik motorunun güç kaynağı lithium ion bataryaların şarj edilmesinde kullanılan ön kısımda konumlandırılmış endotermik bir motora sahip.

5 kapılı 4 koltuklu bir hatchback modeli olan yeni konsept araç toplamda 3,55 metre uzunluğunda. Biribirinden bağımsız olarak ileri-geri hareket edebilen ve yüksekliği ayarlanabilen 4 yolcu koltuğu bulunuyor. Böylece araç, SUV araçlarının koltuklarının eşdeğer yüksekliğine sahip, içine rahat girilebilir bir otomobile dönüşüyor.
Cihan

Haftanın Filmleri 26-02-2010

26 Şubat 2010 Yazan admin

Eyvah Eyvah
Yönetmen: Hakan Algül
Oyuncular: Ata Demirer, Demet Akbağ, Özge Borak, Salih Kalyon, Tanju Tuncel, Bican Günalan, Meray Ülgen, Şehsuvar Aktaş, Caner Alkaya, Bülent Şakrak, Tevfik Yapıcı, Okan Çabalar, Ali Savaşçı

Senaryo: Ata Demirer
Kurgu: Mustafa Gökçen
Yapım: BKM Film – Türkiye (2010)
Dağıtımcı: UIP
Gösterim Tarihi: 26 Şubat 2010

Hüseyin (Ata Demirer), Çanakkale’nin Geyikli beldesinde dedesi ve büyükannesiyle birlikte yaşamaktadır. Hayatını müzisyenlikle kazanan Hüseyin’in iki büyük aşkı vardır; klarneti ve sağlık ocağındaki hemşire Müjgan (Özge Borak). Her şey rutin şekilde devam ederken, Hüseyin’in çıkmak zorunda kaldığı yolculuk, İstanbul’da şarkıcılık yapan Firuzan’ın (Demet Akbağ) da aralarında olduğu birçok insanın hayatını değiştirecektir.


Ata Demirer & Demet Akbağ – Tatlı Tatlı 2010 Eyvah Eyvah
Yükleyen alp-11. – Film ve TV kanalındaki diğer videolara göz atın

Veda
Yönetmen: Zülfü Livaneli
Oyuncular: Sinan Tuzcu, Burhan Güven, Serhat Mustafa Kılıç, Dolunay Soysert, Özge Özpirinççi Ezgi Mola, Kaan Olcay

Senaryo: Zülfü Livaneli
Görüntü Yönetmeni: Peter Stegue
Müzik: Zülfü Livaneli
Sanat Yönetmeni: Hakan Yarkın
Yapımcı: Özkan İpek
Yapım: Kamera Film – Türkiye (2010)
Dağıtımcı: Tiglon Film
Gösterim Tarihi: 26 Şubat 2010

Atatürk ile Salih Bozok’un çocukken Selanik’te başlayan tanışıklıkları, önce silah arkadaşlığına, ardından cumhuriyetle birlikte aynı ideallerin peşinde yürüyen yarım asırlık dostluğa ve ölene kadar sürecek kardeşliğe dönüşür.


Veda Filmi izle
Yükleyen SaglikSitem. – Filmler ve diziler Dailymotion’da

Invictus-Yenilmez
Orijinal Adı: Invictus
Yönetmen: Clint Eastwood
Oyuncular: Morgan Freeman, Matt Damon, Tony Kgoroge, Patrick Mofokeng, Matt Stern, Julian Lewis Jones, Adjoa Andoh, Marguerite Wheatley, Leleti Khumalo, Patrick Lyster

Senaryo: Anthony Peckham (John Carlin’in Playing the Enemy: Nelson Mandela and the Game that Made a Nation adlı kitabından)
Görüntü Yönetmeni: Tom Stern
Kurgu: Joel Cox, Gary Roach
Müzik: Kyle Eastwood, Michael Stevens
Yapım Tasarımcısı: James J. Murakami
Yapımcı: Clint Eastwood, Robert Lorenz, Lori McCreary, Mace Neufeld
Süre: 133 dk.
Yapım: ABD (2009)
Dağıtımcı: WB
Gösterim Tarihi: 26 Şubat 2010

Nelson Mandela (Morgan Freeman) seçimleri kazanarak Güney Afrika’nın ilk siyahi devlet başkanı olmuştur. Ancak ülkede ırk ayrımcılığı ve siyahlarla beyazlar arasındaki ekonomik uçurum hâlâ devam etmektedir. Güney Afrika’yı ayrımcılığın olmadığı bir ülke haline getirmek isteyen Mandela, sporun insanları birleştirme gücünden faydalanmaya karar verir. 1995′te Rugby Dünya Kupası Güney Afrika’da düzenlenecektir. Güney Afrika’nın milli takımının kaptanı Francois Pienaar (Matt Damon) ve oyuncuları beyazdır. Mandela, Güney Afrika takımını destekleyerek ulusuna ‘tek takım, tek ülke’ mesajı verir.

Nine
Yönetmen: Rob Marshall
Oyuncular: Daniel Day-Lewis, Marion Cotillard, Penélope Cruz, Nicole Kidman, Judi Dench, Kate Hudson, Sophia Loren, Stacy Ferguson, Ricky Tognazzi, Giuseppe Cederna, Elio Germano, Andrea Di Stefano

Senaryo: Michael Tolkin, Anthony Minghella
Görüntü Yönetmeni: Dion Beebe
Kurgu: Claire Simpson, Wyatt Smith
Müzik: Andrea Guerra
Yapım Tasarımcısı: John Myhre
Yapımcı: Rob Marshall, Harvey Weinstein, John DeLuca, Marc Platt
Süre: 118 dk.
Yapım: ABD, İtalya (2009)
İthalatçı: r Film
Dağıtımcı: Medyavizyon
Gösterim Tarihi: 26 Şubat 2010

Sinemaseverler, ünlü yönetmen Guido Contini’nin (Daniel Day-Lewis) yeni filmini merakla beklemektedir. Bunalıma giren ve yaratıcılığını kaybetmekte noktasına gelen Contini ise dokuzuncu filmi “Italia”nın yapımından vazgeçmek üzeredir. İçinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulmaya çalışan ünlü yönetmen, onu baştan çıkararak kafasını karıştıran, anılarını harekete geçirerek hayal gücüne yeni kapılar açan ve yaratıcılığın gerçekleştiği rüyamsı alana iten bir sürü güzel kadınla, yani metresi (Penélope Cruz), sadık karısı (Marion Cotillard), sevgili annesi (Sophia Loren), ilham perisi (Nicole Kidman), kostüm tasarımcısı ve sırdaşı (Judi Dench), Vogue muhabiri (Kate Hudson) ve çocukluk günlerinden kalma fahişeyle (Stacy Ferguson) kurduğu çalkantılı ilişkilerin içinde kaybolur.

Deli Dumrul Kurtlar Kuşlar Aleminde
Yönetmen: Oğuz Yalçın
Oyuncular: Emir Benderlioğlu, Sema Öztürk, Mustafa Üstündağ, Arzu Yanardağ, Tarık Pabucçuoğlu, Oğuz Yalçın, Fatih Yıldız, Nurhan Yılma, İncilay Şahin, Bülent Çarıkçı, Şenol İpek, Nihat Nikerel

Senaryo: Fatih Yıldız, Oğuz Yalçın
Görüntü Yönetmeni: Ufuk Dinç
Kurgu: Akif Özkan
Yapımcı: Arda Baskan
Süre: 104 dk.
Yapım: Avşar Film – Türkiye (2009)
Dağıtımcı: WB
Gösterim Tarihi: 26 Şubat 2010

Durul (Emir Benderlioğlu) aslında özü sağlam, geleneksel değerlere sahip, milliyetçi, mert, yiğit, yardımsever, içi dışı bir olan bir delikanlıdır ama yıllar önce sokak arasında tanımadığı ağır yaralı birine yardım etmek isterken suç üstüne kalır. Cezasını doldurduğunda, eğitim çağı geçmiş, meslek sahibi olamamış yani ‘hayatı ıskalamış’ biridir artık. İçeride tek öğrendiği ‘Delikanlılık Raconu’dur. Adı da ‘Katil’e çıkmış ve bunun bedelini de ödemiştir zaten. O halde bu hayatta var olabilmek için bu sermayeyi kullanmak farz olmuştur. Eğer güçlüler tutmuşsa köşeleri ve oyunun kuralı bu ise, köşelerin kesiştiği her köprünün başında artık Deli Dumrul olacaktır.
Sabah

Filmleri kıskandıran bir oyun:Heavy Rain

26 Şubat 2010 Yazan admin

Hollywood filmlerinden aşağı kalmayan video oyunları yapılmaya başlandı. Gelecekte gerçek aktör ve aktrislere gerek kalmayacak mı? Heavy Rain bu konuda bir hayli iddialı!

Bir yandan grafikleriyle bir yandan da senaryosuyla büyüleyen Heavy Rain, 2008′den bu yana geliştiriliyor. Sony Computer Entertainment’ın dağıtımcılığını üstlendiği oyunun yapımcı koltuğunda, daha önce Fahrenheit (Indigo Prophecy) ile büyük başarı yakalayan Quantic Dream yer alıyor.

Macera ve aksiyonu, gerilim türüyle harmanlamayı iyi beceren bir ekibin ellerinden çıkan Heavy Rain’in şansı bu kadarla da kalmıyor. Zira Quantic Dream’in geçmişinde sinema işi de var. Daha önce Immortel adlı film için motion capture çalışmalarını yürüten takım, beyaz perdeye hiç de yabancı sayılmaz. Belki de bu yüzden, Heavy Rain adeta film kıvamında!

Yapımda yer alan dört ana karakterden Ethan Mars ile serüvene başlıyoruz. Genç bir Mimar olan Mars, iki çocuğu ve karısıyla son derece mutlu bir hayat yaşamaktadır. Büyük oğlu Jason’ın doğum gününde korkunç bir kaza olur ve Jason trafik kazasında hayatını kaybeder… Henüz oyunun başında gerçekleşen bu bölüme gelene kadar, Heavy Rain’in kontrol mantığını çözmeye çalışıyoruz.

Quantic Dream’in önceki yapımı Fahrenheit’ta da benzeri bir kontrol sistemi kullanan ekip, sağ analog joystiq ile karakterimize aksiyon yaptırmayı uygun görmüş. Kısa sürede alışmamız için de, oyunun ilk dakikalarında türlü atraksiyona imza atılmış. Öyle ki, tuvalete gitmekten duş aldırmaya, saç kurulamaktan masaya tabak dizmeye kadar sayısız sıradan uygulamayı gerçekleştiriyoruz.

Film Kıvamında
Kulağa pek heyecan verici gelmeyen bu işleyiş, aslında sıra dışı bir deneyim yaşatıyor. Öyle ki, sanki bir sinema filmine müdahale ediyormuşsunuz izlenimi ediniyorsunuz. Zira Heavy Rain: The Origami Killer gerçekten bir oyundan fazlasını size sunuyor…

Ethan Mars ile bir süre daha ilerledikten sonra Scott Shelby kontrolümüze geçiyor. Dedektif Shelby, oyundaki tüm sırları açığa çıkaracak olan origamici katilin peşinde. Küçük bir sorgu sahnesi ve ardından yaşananlar ile ilerlediğimiz yapıma, Norman Jayden olarak devam ediyoruz.

Kanıt Peşinde
FBI ajanı olan Jayden ile, ipuçlarının peşine düşmemiz gerekiyor. Olay mahalline arabayla geldikten sonra, özel gözlüğümüzü takarak (Ve R1′e basarak), kanıtların yerini kolaylıkla tespit edebiliyoruz. Tüm materyallere göz attıktan sonra buradaki serüvenimiz de bitiyor… Sonrasında ise yine Ethan Mars ve Scott Shelby’yi yönetiyoruz…

Oyundaki dördüncü karakter ise Madison Paige. Belki de yapımın videolarında en çok göze batan karakter olan Paige’in mesleği fotoğrafçılık. Seksi görüntüleriyle dikkat çeken bu karakterin Ethan Mars ile bağlantıları var (Hikayeyi çok fazla açığa vurmayalım)… Ancak Madison Paige’in yönetimi için acele etmeyin, zira senaryo sebebiyle bir rötarla da olsa bu karakter emrinize sunuluyor.

Sıradan Hayatlar Kesişiyor
Heavy Rain’de kurgu adeta film tadında. Yönettiğiniz karakterlerin birbirleriyle bağlantıları çıkabildiği gibi tanışabiliyorlar da… Her birinin bir şekilde Origamici Katil ile ilişkisi olduğu için, hepsi de bu gizemli karakterin peşinde. Buna karşın izledikleri yollar farklı. Dört farklı açıdan katili kovaladığımız yapım, bir hayli sürükleyici ilerliyor.

Etkileyici kurgunun yanından kontroller de oyunun atmosferine girmemiz için adeta kullanıcıya yardım ediyor. Örneğin ekranda sallanması gereken bir şey varsa, gamepad’inizi yukarı aşağı hareket ettiriyorsunuz. Görüntüde beliren ve doğru zamanda basmanız istenen tuşlar da, karakterinizin yapması gereken işi tamamlamasını sağlıyor. Başta söylediğim gibi Heavy Rain’de adeta bir sinema filmine dahil oluyorsunuz.

Grafik Kalitesi
Bilindiği üzere Heavy Rain’in duyurulan en önemli özelliklerinden biri, duyguları yansıtabilen yüz modellemeleriydi. Açıkçası beklentileriniz büyük ise, duyguları yansıtma kısmı düşündüğünüz kadar başarılı sayılmaz. Ancak standart oyunlarla karşılaştırırsanız, Heavy Rain bu açıdan bir hayli başarılı. Zira karakterin endişeli mi yoksa kızgın mı olduğu gibi ayrıntıları gayet net bir şekilde görebiliyorsunuz. Bunun üzerine bir de ses efektleri eklendiğinde (Örneğin Ethan Mars’ın oğullarına seslenmeleri gibi…), ortaya epey gerçekçi bir atmosfer çıkıyor.

Bir oyunda görebileceğiniz en gerçekçi göz modellemeleri, kuşkusuz Heavy Rain’de yer alıyor. Karakterlerin değişeceği anlarda, kısa bir yükleme ekranı mevcut. Bu noktada karakterin suratına yakın çekim bir görüntü izliyorsunuz. Başarılı yüz hatları bile, son derece gerçekçi göz modellemelerinin yanında adeta basit kalıyor. Genel olarak bakıldığında Heavy Rain’in görsel kalitesi, PlayStation 3′de görebileceğiniz hemen hemen en iyi kareler olarak nitelendirilebilir. Ancak sıkı PC kullanıcıları, çevre detayları gibi modellemelerden pek memnun kalmayacaklardır. Zira konsolun gücü sabit ve ekranda göreceğiniz her şey maksimum detayla karşınıza çıkmıyor.

Son
Gerek ses efektleriyle olsun, gerek grafik kalitesiyle olsun Heavy Rain gayet başarılı. Ancak yapımın asıl önemli özelliği, hikayesi ve sürükleyici kurgusu. Oyunun arkasındaki Quantic Dream ekibi, geçmişten gelen sinema tecrübelerini etkileyici bir şekilde Heavy Rain’e yansıtmış. Sadece oyun olarak değil, yönetmenlik anlamında da yapım hayranlık uyandırıcı enstantaneler içeriyor. Eğer PlayStation 3′ünüz varsa, Heavy Rain gibi özel bir oyuna mutlaka sahip olmalısınız.
ShiftDelete.Net

Nissan’dan radikal crossover: Juke

25 Şubat 2010 Yazan admin

Kompakt SUV/Crossover sınıfında Qashqai ile başarıyı yakalayan Nissan, Juke ile küçük SUV/ Crossover sınıfında da liderliği yakalamayı hedefliyor.

Nissan Juke fotoğrafları için tıklayın!

Bünyesinde en çok crossover ve SUV modeli barındıran markalardan olan Nissan, bunlara bir yenisi daha ekliyor: Juke. Japon üretici, Juke ile özellikle erkek kullanıcıları hedeflerken, otomobilin alıcı kitlesinin yarısından fazlasının 40 yaşından küçük olacağını belirtiyor. Peki Juke kime rakip diye sorarsanız otomobilin tam anlamıyla gerçek bir rakibi yok. Anlaşılan Nissan, Qashqai ile yakaladığı başarıyı bir kez daha tekrarlamak istiyor ama bu defa daha küçük boyutlarda. Juke, Renault’nun Clio ve Micra modellerinde kullanılan Alliance B platformunu kullandığı için oldukça küçük bir otomobil. Aracın dingil mesafesi 2530 mm ile Micra’dan sadece 10 mm daha uzun. Renault platformu önde MacPherson arkadaysa torsiyon çubuğundan oluşan süspansiyon sistemi anlamına geliyor. Nissan, Juke’da tıpkı Qashqai’da olduğu gibi hem önden hem de 4 tekerlekten çekiş opsiyonu sunacak. Motor seçenekleri olarak 1.6 lt 115 HP benzinli ve 1.4 lt dizelin yanısıra, 1.6 lt turbo beslemeli 190 HP gücünde hızlı bir seçenek de olacak. Otomobilin ağustos ayında Avrupa tanıtımının ardından eylül- ekim ayları gibi Türkiye’de satışa sunulması bekleniyor. Aracın fiyatı Qashqai’dan daha ucuz olacak.
otohaber.com.tr

Bu hafta vizyonda 4 yerli film var

25 Şubat 2010 Yazan admin

Bu hafta dördü yerli yedi yeni film gösterime girecek. Yerli filmlerden Veda, Son İstasyon, Eyvah Eyvah, Deli Dumrul vizyona girerken, yabancı filmlerden Nine, Yenilmez, Cennetimden Bakarken gösterimde olacak.

Bu hafta dördü yerli yedi yeni film gösterime girecek.

Zülfü Livaneli’nin yönettiği ve Sinan Tuzcu, Serhat Mustafa Kılıç, Dolunay Soysert ile Özge Özpirinçci’nin oynadığı ”Veda” bir dönem filmi olarak dikkatleri üzerine çekiyor.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün hayat hikayesinin, çocukluk arkadaşı ve yaveri Salih Bozok’un gözünden anlatıldığı filmde, Atatürk ve Salih Bozok’un Selanik’te çocukluktan başlayan ve Cumhuriyet ile birlikte aynı ideallerin peşinde yürüyerek devam eden yarım asırlık dostluğu sergileniyor. Bu dostluğun, Atatürk’ün hayatının dönüm noktalarının, vatanı kurtarmak için ölüme meydan okuyan bir kuşağın komutanının hikayesinin aktarıldığı filmin senaryo çalışması üç yıl sürdü, 27 Ekimde başlayan çekimleri ise 7 haftada tamamlandı. Ayvalık, İzmir, Antalya ve Seferihisar’da yapılan ve Atatürk’ün arabasının da kullanıldığı çekimlerde yaklaşık 2 bin figüran görev aldı.

Projede, 13 kişilik İtalyan ve Alman teknik ekip de görev yaptı. Ünlü Alman görüntü yönetmeni Peter Steguer’in yanı sıra saç tasarımını İtalyan Signoretti, set makyajını Vittorio Sodano’nun yaptığı filmin kostümleri de Baran Uğurlu tarafından döneme uygun olarak eskitilerek renklendirildi.

OĞUL YÖNETTİ BABA OYNADI
Oğulcan Kırca’nın yönettiği ve babası Levent Kırca ile Başak Daşman, Korel Cezayirli ve Suna Selen’in oynadığı ”Son İstasyon” küçük bir Anadolu kasabasında geçiyor.

Çekimleri İstanbul ve Uşak’ta gerçekleştirilen film, taşrada küçük bir istasyonda emeklilik için gün sayan bir memur olan Ruhi’nin hikayesini anlatıyor. Ruhi’nin en büyük hayali, emekli ikramiyesiyle bir ev alıp hayatının son demlerini huzurlu bir şekilde geçirmek ancak kızı Esra ve küçük oğlu Önder’in daha iyi yaşamak gibi hayalleri var. Onların bu hayalleri bütün aileyi bir anda İstanbul’a sürüklerken, Ruhi’nin eşi ve annesiyle birlikte İstanbul’a gelmesiyle gelişen olaylar kontrolden çıkar.

”GÜLMEYE HAZIR OLUN”
Hakan Algül’ün yönettiği ve Ata Demirer, Demet Akbağ Özge Şakrak Borak ile Salih Kalyon’un oynadığı ”Eyyvah Eyvah”, Trakyalı, klarnet çalan bir genci ve bir bar şarkıcısının hikayesini anlatıyor.

Çekimleri yaz aylarında Çanakkale ve İstanbul’da gerçekleşen komedi filminin konusu şöyle:

”Hüseyin, Trakya’nın bir köyünde ninesi ve dedesiyle büyüyen bir delikanlıdır. İki büyük aşkı klarnet çalmak ve Müjgan ile mutlu bir hayattır. Ancak, hiç beklemediği bir olay onu köyünden ayırır. İstanbul’a gelen Hüseyin’e önce klarneti, sonra da şarkıcı Firuzan destek olacaktır. İstanbul’un gece kulüplerinde çalışan Firuzan’ın hayatı rengarenk ve bir o kadar da karışıktır. Hüseyin’le tanışınca hayatına kahkaha ve macera dahil olur.”

BİR BAŞKA DELİ DUMRUL HİKAYESİ
Oğuz Yalçın’ın yönettiği ve Emir Benderlioğlu, Sema Öztürk, Mustafa Üstündağ ile Arzu Yanardağ’ın oynadığı ”Deli Dumrul Kurtlar Kuşlar Aleminde”, 12 yıl suçsuz yere hapis yatan Durul’un çıktıktan sonra ”Deli Dumrul” oluşunun trajikomik hikayesini anlatıyor.

Filmin kahramanı Durul, özü sağlam, mert ve yiğit bir delikanlıdır ama yıllar önce sokak arasında tanımadığı, ağır yaralı birine yardım etmek isterken, suç üstüne kalır. Cezasını doldurduğunda eğitim çağı geçmiş, ”hayatı ıskalamış” biridir artık. İçeride tek öğrendiği şey ”delikanlılık raconu”dur. Durul için hayatta var olabilmek için bu sermayeyi kullanmak farz olmuştur.’

GUDİ’NİN MACERELARI
Rob Marshall’ın yönettiği ve Nicole Kidman, Penelope Cruz, Judi Dench ile Daniel Day Lewis’ın oynadığı ”Nine” çevresi dudak uçuklatan kadınlarla dolu bir yönetmenin hayatını beyazperdeye taşıyor.

Senaryosunu Michael Tolkin ve Anthony Minghella’nın yazdığı filmin konusu özetle şöyle:

”Yetenekleri ve aşk hayatı çöküntüye uğrayan yönetmen Guido, son filminin yapımından vazgeçmek üzeredir. Sıkıntılardan kurtulmaya çalışırken, bir sürü güzel kadınla kurduğu çalkantılı ilişkiler içinde kaybolur. Metresi, karısı, ilham perisi, sırdaşı, cilveli bir muhabir, öğretici bir hayat kadını ve annesi ile yaşamını paylaşan Guido, dibe yaklaşırken bir kurtuluşun peşindedir.”

NELSON MANDELA’NIN HİKAYESİ
Clint Eastwood’un yönettiği ve Morgan Freeman, Matt Damon, Scott Eastwood ile Langley Kirkwood’un oynadığı ”Yenilmez/Invictus”, Nelson Mandela’nın ülkesini bir araya getirmek için Güney Afrika ragbi takımının kaptanıyla güçlerini birleştirmesinin ilham veren gerçek öyküsünü anlatıyor.

Senaryosu Anthony Peckham tarafından, John Carlin’in ”Playing the Enemy” adlı kitabından uyarlanan filmin konusu şöyle:

”Yeni seçilen Mandela, milletinin ırk ve ekonomik nedenlerden dolayı ayrımcılığa uğradığını bilmektedir. Mandela sporun uluslararası dili sayesinde insanları birleştireceğine inandığı için, 1995 Dünya Kupası’nda Güney Afrika Futbol Takımını destekler.”

SUSİE SALOMON ÖLDÜ MÜ?
Peter Jackson’ın yönettiği ve Mark Wahlberg, Rachel Weisz, Susan Sarandon ile Stanley Tucci’nin oynadığı ”Cennetimden Bakarken/The Lovely Bones” bir cinayete kurban giden 14 yaşındaki Susie Salmon üzerinde odaklanıyor.

Alice Sebold’un çok satan kitabından uyarlanan film, 14 yaşında öldürülen Susie’nin hikayesini anlatıyor. Ölümünden sonra dünyada onsuz sürüp giden yaşamı, ortadan kayboluşuyla ilgili yorumları, ailesinin sevgili kızlarının canlı bulunması umuduna sarılmasını ve katilinin cinayetten kalan ip uçlarını yok etmeye çalışmasını takip eden Susie’nin istediği her şey, düşündüğü an yerine gelmektedir. Dünyada hayat sürerken Susie de bir şekilde o hayata dahildir.
AA

İstanbul ve yakın İller için TESİSAT VE TAMİRAT İŞLERİ için TIKLYANIZ.